(818 S. K. m. 41)
Taraflar arasındaki Torbalı Asliye Hukuk Mahkemesince görülerek verilen 23.3.1999 gün ve 1998/154-1999/181 sayılı kararın Yargıtay incelemesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için belirlenen 23.11.1999 günde davacı avukatı F. Ateşoğlu, S. Gökçen ile davalı avukatı M. A. Büyükkayıkçı gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karar bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Harun Kara tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve bütün belgeler okunarak incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin İR 4917 sayılı işletme izin ve ruhsatı ile Torbalı Kağnıkısık mevkiinde bulunan dolamit madeni ruhsat sayfasından davalının haksız olarak toplam 190.000 m3 maden çıkardığını ileri sürerek, şimdilik 100 milyar TL. tazminatın reeskont oranında temerrüt faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, İzmir Kordonyolu inşaatını üstlenen müvekkilince Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından gösterilen yerden dolgu malzemesi amaçlı olarak taş alındığını, taş alınan bu yerlerin idarenin taş ocağı ve genişleme alanı sahasında kaldığını, bilahare Özel İdare Müdürlüğünce taşocağı ruhsatı verildiğini, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacının hiçbir faaliyette bulunmadığını, aynı yerden başka firmalarca da taş alındığını, kaldı ki, alınan taşlarda maden niteliği bulunmadığını, bu alanın davacı tarafından da terk edildiğini, maden işletme izninin terk işlemine bağlı kılındığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia ve savunmaya, toplanan delillere nazaran, davacının ruhsat kapsamında kalan yerlerden 2 ocak halinde taş çıkarıldığı, davalının taş aldığını kabul ettiği ikinci ocağın Karayolları genişleyen taş ocağı ruhsat kapsamında kaldığı, bu biçimde iki ruhsatın çakıştığı, ikinci ocaktan çıkarılan taşların dolamit madeni vasfında bulunmadığı bu itibarla davacının dolamit madeni ruhsatına dayalı bir istemde bulunamayacağı, sair ocaktan çıkarılan madenin tümünün davalı tarafından alındığının kanıtlanamadığı, kaldı ki, böyle bir durum olsa bile davacının Maden Kanunu'nun 12. maddesi gereğince bir işlem yapmadığı, hakkı olmayan kişinin maden çıkarmasının devlet malına işlenmiş fiil sayılacağı, bu itibarla davacının husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle, aktif husumet ehliyeti yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı, işletme izin ve ruhsat sahibi bulunduğu sahadan davalının dolamit madeni çıkarıp götürdüğünü ileri sürerek tazminat isteğinde bulunmuştur. Dava, bu mahiyeti itibariyle haksız fiile dayalı tazminata ait olup, davacının ruhsat sahasından şayet davalı dolamit madeni almış ise, çıkarılan maden üzerinde davacının mülkiyet hakkı doğmasa bile, davacı BK.nun 41. maddesi gereğince bu madenin tazminini isteyebilir. Bu itibarla, mahkemece işin esasına girilerek, evvelemirde, davalının da husumet itirazı üzerinde durulması ve gerektiğinde, illiyetin kanıtlanması halinde davacının ruhsat haklarının ihlali sebebiyle uğradığı bir zarar varsa tesbit ettirilmesi gerekirken, sırf davacının aktif husumet ehliyeti yokluğu sebebiyle davanın reddi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, duruşmada vekil ile temsil edilen davacı yararına takdir edilen 65.000.000 TL vekillik ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.11.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy