(1086 S. K. m. 388) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki davanın İzmir Asliye 3.Ticaret Mahkemesince görülerek verilen 29.12.1998 tarih ve 1998/2166-2961 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkili kooperatifin A92 nolu üyesi olduğunu, 5.7.1998 tarihli genel kurula davacının katıldığını, bu genel kurulda eski yönetimin görevine son verildiğini, davalının 7.6.1998 tanzim tarihli bono ile müvekkili aleyhine icra takibi yaptığını oysa davalının 5.7.1998 tarihli genel kuruldan sonra ortaklıktan ayrıldığını, bu nedenle önceki yönetimin yetkisiz olarak ve davacı ortaklıktan ayrılmadığı halde senet verdiğini, davalının alacak hakkının henüz doğmadığını zira bir sonraki bilançoya göre doğacağını ileri sürerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, davalının %40 inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından 5.7.1998 günlü genel kurula ortak olarak katılan davacının bu tarihten sonrada ortaklıktan çıktığına dair kayıt olmadığı halde kooperatife ödediği aidatları geri almak için senet alıp takibe koymasının ana sözleşmenin 13. ve 15. maddeleri ile Kooperatif K. 17. maddesine aykırı olduğu, alacağın henüz muaccel olmadığı gerekçesiyle koşulları oluştuğunda davalının davacı kooperatiften alacağını tahsil etme hakkı saklı kalmak kaydıyla davacının davasının kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece, dava konusu olup, davalı tarafından icraya konulan 7.6.1998 tanzim, 25.7.1998 ödeme tarihli 630.000.000 TL bedelli bono davalıya kooperatiften ayrılması nedeniyle verildiği anlaşılmaktadır. Yapılan yargılama sonucu davalının ortak olduğu anlaşılmış olup, mahkemenin bu hususu tespit eden kararını davalı gerekçe yönünden temyiz etmemiştir. Davacı, dava dilekçesinde kooperatiften davalının ayrılması nedeniyle verilen bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitini istemiş, mahkemece bu olgu kabul edildiği halde sadece davanın kabulüne denilmiştir.
Hükmün infaz kabiliyeti yoktur. HUMK. nun 388/son maddesi uyarınca, verilen hükümde istek sonuçlarının, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hüküm fıkrasında gösterilmesi gerektiği halde, bu hükme uygun karar verilmemesi doğru görülmemiştir.
2- Davacı dava dilekçesi ile davalının İİK. nun 67. maddesi uyarınca icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ettiği halde bu talep hakkında da mahkemece olumlu ya da olumsuz karar verilmemesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün mümeyyiz davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 7.10.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy