(743 S. K. m. 896) (4721 S. K. m. 983)
Dava: Taraflar arasındaki davanın İstanbul Asliye 7.Hukuk Mahkemesince görülerek verilen 4.5.1999 tarih ve 1998/507-161 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, Ferzane C.adına kayıtlı olan ve müvekkili tarafından kullanılan araca davalıların malik, sürücü ve sigortacısı oldukları aracın çarpması neticesinde 321.638.815 TL hasar meydana geldiğini, 50.000.000 TL kar mahrumiyeti oluştuğunu beyanla 371.638.815 TL nın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan tahsilini dava ve talep etmiştir.
Davalılar Mahmut U. ve İsmail Ç. vekili, kusurları bulunmadığını, davacının malik olmayıp sürücü olduğunu, bu davayı açamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre davacının sürücü sıfatını taşıdığı, malikin uğradığı zararın davacı tarafından istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, Trafik kazasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Medeni Kanun'un 896. maddesi "Bir şeye zilyed bulunan kimsenin zilyedliği tecavüze uğradığı halde; tecavüz eden, o şey üzerinde bir hak iddia etse bile zilyed onun aleyhinde dava ikame edebilir. Dava tecavüzün refine, sebebinin menine ve zararın tazminine dair olur" hükmünü içermektedir. Buna göre kazaya karışan aracın zimmet tutanağı ile zilyedi bulunan davacının araçta meydana gelen hasar nedeniyle 10 gün süreyle kullanamamaktan doğan zararına buna sebebiyet veren davalılardan isteyebileceğinin kabul edilerek işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının reddi ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.10.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy