(1163 S. K. m. 42)
Dava: Taraflar arasındaki davanın İstanbul Asliye 6.Ticaret Mahkemesince görülerek verilen 18.2.1999 tarih ve 1998/111-1999/89 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı kop. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi Hüseyin Ulus tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar, üyesi oldukları davalı kooperatifin kendilerine tahsis ettikleri villaların bahçe duvarlarının yasa dışı yönetim kurulu kararlarıyla yıktırılmak istendiğini ileri sürerek, bu kararların ve bu kararlara göre yapılan işlemlerin iptalini vekaleten ve asaleten talep ve dava etmişlerdir.
Davalı kooperatif vekili, ferdi mülkiyete geçilmediğini duvarların vaziyet planına aykırı yapıldığını, ve Yönetim Kurulunun bu yanlışlığı düzeltmek için karar aldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar, cevap vermemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucuna göre, iptali istenen yönetim kurulu kararları doğrudan ortaklık haklarına aykırılık teşkil ettiği ve haksız eylem niteliğinde olduğu için iptal davasına konu olabilecekleri, Kooperatifler Kanununun 42/7. Maddesi uyarınca kooperatifin imalat ve inşaat işlerini yaptırma yetkisinin genel kurula ait olduğu, bu yetkinin yönetim kuruluna devir edilemeyeceği ve dava konusu kararların hukuksal dayanaktan yoksun bulunduğu gerekçesiyle davalı kooperatif hakkındaki davanın kabulüne, diğer davalılar hakkındaki davanın ise husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı kooperatif vekili temyiz etmiştir.
Dava yönetim kurulunun verdiği karara karşı açılmış olup, kural olarak yönetim kurulunun ihraca ilişkin kararları dışındaki kararları aleyhine doğrudan doğruya mahkemeye başvurulamaz ise de, dava konusu olayda alınan karar sonucu, yapılan işlemin davacılar yönünden haksız eylem niteliği taşıdığı ileri sürüldüğünden ve bu eylemin davacıların mülkiyet hakkını doğrudan etkileyebilecek niteliği bulunduğu anlaşıldığından davacıların dava hakkının varlığının kabulü gerekmiştir.
Durumun davalı kooperatif bakımından değerlendirilmesine gelince; kooperatife ait ortak yerlere haksız el atılması ve tasdikli projesine uygun yapılmış yerlerin dışında herhangi bir imalat yapılması halinde yönetim kurulu'nun bunları önleyici bir karar alabileceği ana sözleşmenin bir gereğidir.
Mahkemece bu ilkeler dikkate alınarak, davacıların yıktırılmasını önlemek istedikleri duvarın, davacılara tahsisli olan yer içinde mi kaldığı yoksa kooperatife ait ortak yerde mi kaldığının tespiti gerekir. Bunun için kooperatife ait Belediye'den tasdikli mimari proje, kooperatifin almış olduğu tahsis kararları ve diğer belgeler celp edilmek ve bunların uzman bilirkişi aracılığı ile ve mahallinde uygulanmak ve hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.11.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy