(6762 S. K. m. 329, 1460) (1086 S. K. m. 284, 432, 433)
Dava: Taraflar arasındaki davanın İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesince görülerek verilen 23.3.1999 tarih ve 1996/102-1999/337 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili ve katılma yolu ile davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için belirlenen 15.2.2000 günde davacılar avukatı Fahrettin Midyat ile davalı avukatı M. Murat Erman gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ömer Özdemir tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerinin yasal hamili olduğu davalı şirkete ait 395 adet pay kuponunun davalı şirketin sermaye artırımı nedeniyle bedelli ve bedelsiz yeni hisse senedi almak amacıyla davalıya ibraz edildiğini, pay kuponlarının çalıntı olduğundan bahisle el konulup, müvekkillerinin bedelli ve bedelsiz yeni hisse senedi alma haklarının engellendiğini ileri sürerek, 1992-1994 ve 1995 yıllarında yapılan sermaye artırımları ile müvekkillerine verilmesi gereken hisse senetlerinin aynen veya borsa değeri karşılığının verilmesini, geç teslim nedeniyle oluşan zarar-ziyan tazminatı talep etmiştir.
Davalı vekili, davacıların elindeki pay kuponlarının müvekkili şirketten çalındığını, daha önce yasal hamilleri tarafından ibraz edilerek, karşılığı hisse senetlerinin teslim edildiğini, pay kuponlarının tek başına borsada alım satımı yapılamayacağını, hisse senetlerinin birlikte ibrazı gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davacılar hakkında, davalının açtığı istirdat davasının reddedilip, ceza davasında ise beraat ettikleri, davacıların kötü niyetli hamil olduğunun kanıtlanamadığından, pay kuponlarının temsil ettiği hisse senetlerine verilmesi gereken bedelli ve bedelsiz yeni hisse senedi alma hakkından davacıların yararlanması gerektiği, piyasadan temini mümkün olduğundan mükerrer hisse senedinin söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davalı şirkete ait beheri 1.000 lira nominal değerli 46.552 adet hisse senedinin davacılara verilmesine, bedelli hisse senedi için 17.456.433 liranın dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle davacılarca ödenmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından katılma yolu ile temyiz edilmiştir. Pay kuponu sahipliği yoluyla davalı şirket ortağı sayılan davacılar yönünden, dava şirket ile ortağı arasındaki bir dava niteliğinde olup, bu tür davalar TTK. nunun 1460. maddesi uyarınca basit yargılama usulüne tabi olup, Adli Tatilde süreler işler. Davalı tarafın temyiz dilekçesi davacılar vekiline 13.7.1999 tarihinde tebliğ edilmiş, HUMK. nun 433. maddesi uyarınca katılma suretiyle temyiz dilekçesi 27.7.1999 tarihinde harçlandırılarak, aynı tarihte temyiz defterine yasal 10 günlük süre aşılmak suretiyle kaydedilmiş bulunduğundan, davacılar vekilinin temyiz isteminin HUMK. nun 432/4. maddesi uyarınca reddi gerekmiştir.
2- Davalının temyizine gelince; taraflar arasında görülüp kesinleşen İstanbul 4. Ticaret Mahkemesi'nin 1992/1048 Esas, 1994/1414 karar sayılı istirdat davası ve davacılar hakkında açılan Bakırköy 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 1992/1146 Esas 19993/137 Karar sayılı ceza davası sonuçlarına göre davacıların, dava konusu pay kuponlarının yasal hamili oldukları saptanmış bulunduğundan, davalı şirketin 1992-1994 ve 1995 yıllarında yapılan sermaye artırımları dolayısıyla, anılan pay kuponlarına verilmesi gereken bedelli bedelsiz pay senetlerinin aynen verilmesini talep etmişlerdir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık da, davacıların dayandıkları pay kuponlarına, sermaye artırımlarından doğan pay senetlerinin aynen verilip verilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Doktrine göre, anonim ortaklıklarda, dağıtım kararı alınmış, yani bağımsız alacak haline gelmiş bir yıla ait kar payını içeren ve hamiline yazılı olan kıymetli evrak niteliğindeki senetlere, pay kuponu denir. Kuponlar ya pay senedine bağlı olarak, ya da ayrı bir senet halinde düzenlenirler. Nama yazılı senetlere ait olsalar bile hamiline yazılıdır. Kuponlar, kar payı gibi hazırlık devresi faizinin, hatta yeni pay alma hakkını da ihtiva ederler. Kuponlar bazen tarihlere bazen de numaralara yer verirler, Tarihler kuponun hangi yıla ait kar payını ifade ettiğini gösterirler. Eğer numaralı ise, genel kurul o yıl kar payının hangi numarayı taşıyan kupona ödeneceğini belirtir. (Poroy/Tekinalp/Çamoğlu-Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, İstanbul 1997.7. Bası sh.650-651)
Bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, davalı şirket vekili, davacıların elindeki 1 ve 4 no'lu pay kuponlarının temsil ettiği hisse senetlerinin hamillerince ibraz edilerek bedelli ve bedelsiz hisse senetlerinin de ibraz eden hamillerine ödendiğini, dağıtılacak hisse senedi kalmadığını savunmuştur. Ancak bu husus üzerinde yeterince de durulmamıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde sağlıklı bir sonucu varılabilmesi için, mahkemece, davalı şirketin sermaye artırımına esas olan genel kurul tutanakları ve dayanağı belgeler ile davalı şirket kayıtları üzerinde uzman bilirkişi kurulu aracılığı ile inceleme yaptırılarak, davalı şirketin sermaye artırımının ne şekilde yapıldığı, pay kuponlarının ihraç şekli ve ne surette kullanılacağının hüküm altına alındığı, pay kuponlarının pay senedine bağlı mı yoksa ayrı mı olarak mı çıkarıldığı, pay kuponlarının (temsil ettikleri pay senetlerine) isabet eden bedelli ve bedelsiz pay senetlerinin ne şekilde dağıtıldığının araştırılması, eğer sermaye artırımı usulüne uygun ve payları temsilen yerine getirilmiş, keza dağıtılabilecek bedelli ve bedelsiz pay senedi bulunmuyorsa, artık bu haklarını kullananların da iyiniyetli olduklarının kabulü ile, davacıların şirketten sadece tazminat isteyebilecekleri gözetilmek suretiyle, hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, noksan incelemeye dayalı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
3- Kabule göre de, olayda TTK.nun 329. maddesi koşullarının oluşmadığı halde, şirketler hukukunu ihlal eder şekilde, davalı şirketin dışarıdan pay senedi alarak davacılara verilmesi suretiyle, hüküm kurulması da isabetli olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin HUMK. nun 432/4. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddine, 2 ve 3 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, 65.000.000 lira duruşma vekillik ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 404.000 lira harcın isteği halinde temyiz eden davacılara iadesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 15.02.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy