(818 S. K. m. 104, 126)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesince görülerek verilen 23.3.1999 tarih ve 1999/94-263 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi Hüseyin Ulus tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının dava dışı Termaksen A.Ş tarafından kullanılan kredinin müşterek borçlu ve müteselsil kefili olduğunu, ancak borcun ödenmesinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini ileri sürerek, 423.923.626 TL sının reeskont faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımının dolduğunu, borçlunun iflasının bildirilmediğini savunmuş, faizin hesaplanmasına itiraz ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucuna göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne, 220.947.351 TL' sının faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde
2- Davalı kredi sözleşmesi kefili, davacı banka tarafından gönderilen ve 8.1.19988 tarihinde tebliğ edilen ihtarname ile temerrüde düşürülmüştür. Anılan ihtarda kredi hesabının 31.12.1987 tarihinde kapatıldığı belirtilmektedir. Kredi hesabı kat edildikten ve kefil temerrüde düşürüldükten sonra, istenebilecek faiz sözleşme faizi değil, gecikme faizi niteliğini taşıyacaktır. BK.nun 126/1. madde ve bendinde sayılanlar arasında yer alan ve beş yıllık zaman aşımına bağlı tutulan faiz alacağı ise akdi faizlere ilişkindir. Temerrüt faizleri hakkındaki davalar bu maddede öngörülen zamanaşımına girmez Öğreti ve dairemizin uygulaması bu yöndedir (Prof Dr. Selahattin Sulhi Tekinay, Borçlar Hukuku. 1971 bası. s. 686-687).
Mahkemece, davacının faiz alacağının zamanaşımına uğramadığı gözetilerek uzman bilirkişi aracılığıyla isteyebileceği miktarın belirlenmesi gerekirken, bir kısım faiz alacağı yönünden zamanaşımının dolduğu benimsenmek suretiyle yapılan hesaplamaya itibar edilmesi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.11.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy