(1086 S. K. m. 437)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Denizli 3. Asliye Hukuk Mahkemesince görülerek verilen 04.05.1999 tarih ve 1997/704 - 1999/278 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için belirlenen 22.02.2000 günde davacı avukatı Sevgül Güçlü gelip, davalılar avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Seyfi Çizmeci tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı avukatı, müvekkili banka ile davalı şirket arasındaki 29.08.1995 tarihli Genel Kredi Sözleşmesine istinaden şirket lehine ve Denizli Gümrük Müdürlüğü'ne hitaben 16.07.1996 tarihli ve 5.020.000.000.- lira'lık teminat mektubu verildiğini, diğer davalıların kredi sözleşmesinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduklarını, kredi borcundan dolayı davalıların temerrüde düşmeleri üzerine haklarında icra takibine girişildiğini, böylece teminat mektubu yönünden risk doğduğunu ileri sürerek Genel Kredi Sözleşmesi'nin 38. maddesi gereğince teminat mektubu bedelinin müvekkili bankada açılacak faizsiz bir hesapta bloke edilmesine, yargılama aşamasında teminat mektubu tazmin edilecek olursa bedelinin kredi sözleşmesinde öngörülen temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar süresi içinde davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, dosyadaki kanıtlara göre, dava konusu teminat mektubunun halen yürürlükte olduğu ve nakde çevrilmediği, davacı banka yönünden risk ve zararın gerçekleşmediği, davacı vekili teminat mektubunu 18.09.1995 tarihli Genel Kredi Sözleşmesine dayandırılarak sözleşmenin 38. maddesi gereğince mektup bedelinin bloke edilmesini istemiş ise de, kredi sözleşmesinin bu teminat mektubunu kapsadığının kanıtlanamadığı, kaldı ki davacı kredi sözleşmesinden doğan alacaklarının tahsili için icra takibine girişerek haciz yaptırdığı ve teminat mektubunu garanti altına aldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı banka ile davalı şirket arasında imzalanan 28.09.1995 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin 38. maddesinde kredinin tamamının ya da bir kısmının teminat mektupları verilmek sureti kullandırılacağı öngörülmüş olup, davalı taraf, dava konusu teminat mektuplarının başka bir kredi sözleşmesi kapsamında olduğunu da kanıtlamamıştır. Davacı taraf anılan kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarını tahsil için davalılar hakkında icra takibine girişmiş olmakla, bu sözleşme kapsamındaki teminat mektupları yönünden- muhataplar tarafından tahsil talebinde bulunulmamış olsa bile risk doğduğunun kabulü ile davacı bankanın kredi sözleşmesinin 38/1. maddesindeki yetkisine istinaden teminat mektubu bedellerinin faizsiz açılacak bir hesapta bloke edilmesini talep etme hakkı vardır. O halde mahkemece bu hususlar nazara alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, 65.000.000. lira avukatlık ücretinin davalı taraftan alınıp, davacıya ödenmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.02.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy