(743 S. K. m. 24) (818 S. K. m. 49)
Taraflar arasındaki davanın Zonguldak 1.Asliye Hukuk Mahkemesince görülerek verilen 1.7.1999 tarih ve 1997/397-1999/264 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalılar vekilleri tarafından istenmiş olmakla duruşma için belirlenen 18.4.2000 günde davacı avukatı S. Gündüz ile davalı avukatı Y. Gürdal gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi H. Kara tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı kooperatifin ortağı olan müvekkiline A Blok 1 nolu dairenin tahsis edildiğini, ancak davalı kooperatifçe bu dairenin diğer davalıya tahsisine ilişkin genel kurul kararının açılan önceki davada iptal edilmesine rağmen, söz konusu dairenin boş olarak teslim edildiğini, bu nedenle davacının maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek, 750.000.000 lira maddi ve 300.000.000 lira manevi tazminatın faizi ile tahsiline, dairenin boş olarak teslimine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı kooperatif vekili cevabında, arsa sahibi olan diğer davalının sözleşmedeki tercih hakkını bu şekilde kullanması nedeniyle söz konusu dairenin eksik olarak kendine tahsis ve teslim edildiğini, konutların iskan ruhsatının henüz mevcut olmadığını, bu nedenle ortaklara yapılmış bir kesin teslim söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili de cevabında, kooperatif ile yapılan sözleşme gereğince tercih hakkının kullanıldığını, eksik olarak alınan daireye iyiniyetle masraflar yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia ve savunmaya, toplanan delillere, bilirkişi raporuna nazaran, davacıya tahsis edilen dairenin bilahare diğer davalıya tahsisinin usulsüz olduğu, kaldı ki, davacının üstün ve öncelikli hak sahibi olduğunun önceki davada hüküm altına alınmasına rağmen dairenin davacıya teslim edilmediği, söz konusu daire davalı İ. Hakkı'ya teslim edilip, bu davalı tarafından kiraya verildiğine göre, davalı kooperatifin ortaklara teslimat yapılmadığı yolundaki savunmasının yersiz olduğu, bu itibarla, geç teslimden doğan kira kaybı zararı ile, olay nedeni ile davacının manevi zararından davalıların sorumlu olduğu gerekçesi ile, A blok 1 nolu dairenin boş olarak davacıya teslimine, 492.901.979 lira maddi ve 150.000.000 lira manevi tazminatın dava tarihinden yürütülecek yasal faizi ile davalıdan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Davalı Kooperatif ve İ. Hakkı Yüksel vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, dava, tahsis edilen konutun teslimi ve geç teslimden dolayı maddi ve manevi tazminata ilişkin olup, A Blok bodrum sol dairenin davacıya 23.9.1997 tarihinde ortaklık başvurusu ile tahsis edildiği, kooperatifin 27.3.1993 tarihli genel kurulunda arsa sahiplerine istedikleri dairelerin seçmesi hususunda karar alınması üzerine, arsa sahibi olan davalı İ. Hakkı'nın davacıya tahsis edilen daireyi tercih ettiği, bu defa, davacının, bu yöndeki genel kurul kararının iptali için açtığı ve Zonguldak 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1996/245-421 sayılı dosyasında görülen davanın davacı lehine sonuçlanarak 18.3.1997 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Yukarıda da kısaca özetlendiği üzere, davalı İ. Hakkı, davacıya önceden tahsisli daireye hot be hot yani eylemli bir şekilde sahiplenmeye kalkışmayıp, genel kurulun kendine tanıdığı hak ve yetkiyi kullanmıştır. Bu durumda MK. 24 ncü maddesi anlamında davacının doğrudan şahsiyet haklarına tecavüz söz konusu olmadığı gibi, BK.nun 49 ncu maddesinde belirtilen manevi tazminat isteme koşulları da oluşmamış olup, mahkemece, manevi tazminata ilişkin talebin tamamen reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmamıştır.
3- Davalı İ. Hakkı'nın davacıya tahsisli daireyi tercihi, keyfi bir işleme dayanmayıp, genel kurul kararına dayalı olduğuna göre, davalı İ. Hakkının, genel kurul kararının iptaline ilişkin davanın kesinleşme tarihinden sonraki temerrüdünden sorumlu tutulması gerekirken, daha önceki dönemi de kapsayacak şekilde tazminattan sorumlu tutulması isabetsiz olmuştur.
4- Öte yandan, her davanın dava tarihindeki hukuki durum ve koşullara göre görülüp sonuçlandırılması zorunlu olup, davalıların 30.6.1997 olan dava tarihine kadar hesaplanacak tazminattan sorumlu tutulmaları gerekirken, 16.10.1997 tarihi itibariyle hesaplanan tazminattan sorumlu tutulmaları doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte yazılı nedenlerle davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2-4 nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davalılar, 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı İ.Hakkı yararına BOZULMASINA, 65.000.000 lira duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.04.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy