(6762 S. K. m. 1301)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki davanın Beyoğlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesince görülerek verilen 14.7.1999 tarih ve 1999/185-1999/439 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirkete zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı 19 AS 606 plakalı aracı, 3.kişiye ait araca çarpması sonucu oluşan hasar nedeniyle müvekkilinin poliçe limiti kadar zarar görene ödeme yaptığını, davalı araç sürücüsünün kırmızı ışıkta geçmesi nedeniyle kusurlu olduğunu ileri sürerek, poliçe genel şartlarının 4/9 maddesi gereğince 250 milyon liranın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının rücu hakkının olmadığını, olsa dahi kusur oranına göre rücu edebileceğini, müvekkili şirket şoförünün kusurlu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlar doğrultusunda kaza tespit tutanağına göre davalıya ait araç sürücüsünün kırmızı ışıkta geçtiğinden poliçe genel şartlarına göre davacının rücu hakkının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 250 milyon liranın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, zorunlu trafik sigortası gereğince, zarar gören 3.kişiye ödene yapan sigortacının kendi sigortalısına, kusurlu olduğu ve rizikonun teminat dışında kaldığı gerekçesiyle açtığı rücu davasına ilişkindir.
Karayolları Trafik ZMSS. Poliçesi genel şartlarının 4/a maddesinde, rizikonun, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir eylemi veya ağır kusuru sonucu oluşması halinde sigortacının sigortalısına rücu edebileceği hüküm altına alınmıştır. Dairemizin yerleşmiş uygulamasına göre, genel şartların bu maddesinde tam kusurdan değil, kasıt veya ağır kusurdan söz edilmekte olup, ağır kusur kavramının kasta yakın bir kusurun varlığını ifade ettiği kabul edilmektedir.
Mahkemece, kaza tespit tutanağına göre davalıya ait araç sürücüsünün kırmızı ışıkta geçtiği, bu halinde poliçe genel şartlarında yer alan ve sigortalıya rücu hallerinden biri olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysa, kırmızı ışıkta geçmek, kasıt veya ağır kusur olarak kabul edilemez. Bu itibarla mahkemece davanın reddine karar verilmek gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.01.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy