(1086 S. K. m. 388, 428) (818 S. K. m. 55) (2709 S. K. m. 141) (3095 S. K. m. 2) (6762 S. K. m. 3)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Pendik Sulh Hukuk Mahkemesi'nce görülerek verilen 30.9.1999 tarih ve 1999/898-1999/1141 sayılı kararınca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait yer altı kablolarına, davalı ... adına kazı yapan müteahhit Mustafa tarafından hasar verildiğini ileri sürerek, (53.636.603) lira alacağın haksız eylem tarihinden itibaren işleyecek banka reeskont faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia ve dosyadaki kanıtlara nazaran, davalı Mustafa'nın ...ye ait kanalizasyon kazı inşaatını yaparken davacıya ait telefon kablolarına hasar verdiğinin anlaşıldığı gerekçeleriyle, davalı ... Aleyhine açılan davanın reddine, (53.636.603) lira tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal oranda faiziyle birlikte davalı Mustafa'dan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1- HUMK.nun 388. maddesi hükümlerine göre, mahkeme kararının asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, mahkemece incelenen maddi ve hukuki olayın özünün, mahkemeyi sonuca götüren gerekçenin ne olduğu hususlarını ihtiva etmesi zorunlu bulunmaktadır. Yine Anayasa'nın 141. maddesinin 3. fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olmasına amir bulunmaktadır. Kenarlara konulması gereken gerekçeler sayesinde taraflar hükmün hangi maddi ve hukuki sebebe dayandırıldığını anlayabilecekleri gibi, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da HUMK.nun 428. maddesi uyarınca incelemesi sırasında ancak bu gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup, olmadığı saptanabilir.
Temyiz konusu yapılan mahkeme hükmü ise, HUMK.nun 388. maddesinde belirtilen unsurları ve özellikle davalı ... Aleyhine açılan davanın red gerekçesini ihtiva etmemekte, sadece diğer davalı Mustafa'nın ...ye ait kazı çalışmalarını yaparken davacı kuruma ait kablolara hasar verdiğinden bahsedilmektedir. Böyle bir karar yasaya aykırı olduğu gibi, HUMK.nun 428. maddesine göre de denetimi olanağını da ortadan kaldırmaktadır. Bu durumda mahkemece, davalı ... Aleyhine açılan davanın red nedenleri karar yerinde dayanakları da gösterilmek suretiyle değerlendirilip, tartışılmadan ve özellikle BK.nun 55. maddesi koşulları değerlendirilmeden yazılı şekilde karar tesisi doğru görülmediği gibi,
2- Kabule göre de, davacı tacir olup, TTK.nun 3. maddesi uyarınca bu müesseseyi ilgilendiren fiil ve işlerin ticari iş sayılmasına ve kaldı ki davalınında tacir olmasına ve ayrıca 3095 sayılı Yasanın 2. maddesinin 2.fıkrasında, arada sözleşme bulunmasa bile, ticari işlerde temerrüt faizi, T.C. Merkez Bankasının kısa vadeli krediler için öngördüğü reeskont faiz oranına göre istenebileceğinin belirtilmiş olmasına göre, olayda istem gibi reeskont faizine hükmetmek gerekirken, yasal faize hükmedilmesi doğru olmamış, bu nedenle dahi kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.01.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy