(2709 S. K. m. 141) (5846 S. K. m. 21, 22, 24, 68) (818 S. K. m. 41)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Ankara 22.Asliye Hukuk Mahkemesince görülerek verilen 02.07.1999 tarih ve 1996/275-1999/338 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için belirlenen 18.04.2000 günde davacı avukatı S.Sevgi Akgünay ile davalı avukatı Ahmet İşeri gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Harun Kara tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı, Hastane mi Kestane mi adlı oyunun yazarı ve telif hakkı sahibi olduğunu, davalıya ait televizyon kanalında bu oyunun izin ve muvafakati olmadan yayınlandığını ve ihtara rağmen iki kez daha gösterime sunulduğunu, bu surette mali haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, (150.000.000.) lira maddi ve (100.000.000.) lira manevi tazminatın eylem tarihinden yürütülecek faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, söz konusu eserin Ferkan Film Tic. Ltd. Şti.nin sahibi olduğu Eser İşletme Belgesine istinaden ve devralınan haklara dayalı olarak yayınlandığını, talebin haksız ve fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia ve savunmaya, toplanan delillere, bilirkişi raporuna nazaran, davacının yazarı ve telif hakkı sahibi olduğu eserin davacının izin ve muvafakati olmadan televizyon kanalında yayınlanmasının FSEK. nun 21, 22, 24, 68. maddeleri gereğince, davacının mali haklarına tecavüz olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne ve 150.000.000. lira maddi ve 250.000.000. lira manevi tazminatın 30.01.1996 tarihinden yürütülecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar: 1- Dava, FSEK.dan kaynaklanan tazminata ilişkin olup, davacı, dava dilekçesinde olay nedeniyle (150.000.000.) lira maddi ve (100.000.000.) lira manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Mahkemece verilen kısa kararda gerek maddi ve gerekse manevi tazminat yönünden talebin aynen kabulüne karar verilmiş ise de, sonradan yazılan gerekçeli kararda manevi tazminat (250.000.000.) lira olarak hüküm altına alınmış ve yargılama giderleri de bu meblağ üzerinden hesaplanmıştır.
Oysa, kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine uygun olması usul hukukunun temel ilkesi gereğidir. Çünkü, T.C. Anayasa'sı yargılamanın aleniyeti ilkesini benimsemiştir. Bunun anlamı, yargılama açık olarak, yargılamanın sonunda verilen karar da açıkça belirtilecektir. Sonradan yazılan gerekçeli kararın da bu kısa karara uygun olması zorunludur. Aksi halde yargılamanın aleniyeti ilkesi zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır.
Her ne kadar mahkemece, karar verildikten 3 ay kadar sonra dosya re'sen tekrar ele alınarak, manevi tazminatla ilgili kararda yazılan rakamlarda maddi hata yapıldığından söz edilerek, manevi tazminat ve yargılama gideri düzeltilme cihetine gidilmiş ise de, talep edilen ve kısa kararda kabul edilen (100.000.000.) lira ile gerekçeli karardaki (250.000.000.) lira rakamları oldukça farklı rakamlar olup, stopaj hatasından söz etmek mümkün değildir. Kaldı ki, yargılama giderinde dahi aynı rakam nazara alınmıştır. Hakim tarafından bir karar verildikten sonra ve yargılamadan el çekildikten sonra, dosyanın böyle bir şekilde tekrar ele alınması ve hükmedilen meblağın değiştirilmesi usulen mümkün değildir. Bu nedenle, evvelemirde kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki bu çelişki nedeniyle kararın bozulması gerekmiştir.
2- Yukarıda açıklanan bozma şekil ve sebebine göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle ve mahkemece YİB Büyük Genel Kurulu'nun 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 sayılı kararı doğrultusunda yeniden bir karar verilmek kaydıyla kararın BOZULMASINA, (2) nolu bentte yazılı nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, davalı yararına takdir olunan 65.000.000. lira vekillik ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.04.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy