(6762 S. K. m. 1301) (1086 S. K. m. 432)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki davanın Çatalca 2. Asliye Hukuk Mahkemesince görülerek verilen 7.5.1999 tarih ve 1996/454-1999/186 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı İ. A. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi S. Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 31.1.1996 tarihinde açtığı davada müvekkili şirkete kasko poliçesi ile sigortalı davalı kollektif şirkete ait araca diğer davalının sürücüsü ve maliki olduğu aracın tam kusurla çarpması sonucu oluşan 376.422.200 lira hasar bedelinin 26.1.1995 tarihinde müvekkili şirketçe sigortalı davalı şirkete ödendiğini, ancak sigortalı davalının 11.11.1994 tarihinde davalı İ. A. aleyhine, aracın hasarından dolayı 885 milyon liranın tahsili istemiyle Çatalca Asliye Hukuk Mahkemesinin 1994/323 esasına karşılık dava açtığını, davanın karşılıklı feragat ile 21.11.1995 tarihinde sona erdiğini, bu şekilde davalı sigortalı kollektif şirketi TTK. nun 1301/2 maddesi uyarınca müvekkili sigorta şirketinin rücu hakkına engel olduğundan sorumlu olduğunu ileri sürerek ödedikleri miktarın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı İ. A.vekili, 4.10.1994 tarihli kazadan itibaren 1 yıl geçtikten sonra dava açıldığını, dolayısıyla zamanaşımı süresinin dolduğunu, kaldı ki, asıl hak sahibi sigortalı diğer davalının, feragati nedeniyle dava hakkı kalmadığından davacı sigortanın da artık rücu davası açamayacağı artık TTK. nun 1301/2 maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşen sadece sigortalı davalıdan ödediğini isteyebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı kollektif şirket vekili, diğer davalıya karşı açtıkları davadan feragat etmelerinin, davacı sigortadan olan istemlerini engellemeyeceğinden davacıdan yaptıkları tahsilatın rücu hakkının ihlali anlamına gelmeyeceğini savunarak husumet yönünden davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlar, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı sigortalının feragati sonucunda davacı sigortanın, ödediğini, diğer davalıdan tahsil edemez duruma düştüğü davalı sigortalının bu bakımdan sorumlu bulunduğu, diğer davalının da olayın oluşumunda 8/8 oranında kusurlu olduğundan zarardan sorumlu alacağı, hasarın 402.291.200 lira olduğu gerekçeleriyle istem dikkate alınarak 376.422.200 liranın faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Kararı, davalı İ. A. vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacı kasko şirketince, rücu hakkının ihlal edildiği iddiasıyla TTK.nun 1301/2.maddesi uyarınca sigortalısına ve zarar veren karşı araç sürücüsüne açtığı rücu davasıdır.
İdaresindeki 34 ZAM 14 plaka nolu araca çarparak hasarına yol açan, diğer davalı 34 EJR 95 plaka nolu araç maliki olan Pınarcılar kollektif şirketine karşı diğer davalı İ. A.'ın açtığı tazminat davasında, Pınarcılar kollektif şirketi de karşılık dava açarak kendi hasarının tazminini talep etmiştir. Bu dava devam ederken davalı kollektif şirketi kasko sigortalı olan davacı Hür Sigorta A.Ş.den kasko poliçesi kapsamında hasar bedelini tahsil etmiştir.
Kasko sigorta tazminatını alan davalı kollektif şirketi, diğer davalının, açtığı davadan feragati üzerine, karşılık davasından feragat ederek aralarındaki davayı sonuçlandırmıştır.
Böylelikle hem kasko sigorta tazminatını davacı sigortadan alan davalı kollektif şirket, karıştığı olayda %100 kusurlu olan ve kendisine karşı davacı Hür Sigorta A.Ş.nin rücu davası açma imkanı bulunan 34 ZAM 14 plaka nolu araç maliki diğer davalı İ. hakkındaki tazminat talebinden feragat etmekle davacı kasko sigortasının bu kişiye karşı TTK. nun 1301.maddesi uyarınca rücuen talep imkanını ortadan kaldırmış bulunmaktadır.
Bu sebeple ve aralarında rücu imkanı kalmamış olmakla mahkemece, sigorta ilişkisi nedeniyle davacının sadece kendi sigortalısı davalı kollektif şirketten olan tazminat talebinin kabulüne karar verilmek gerekirken, TTK. nun 1301.maddesi uyarınca rücu imkanı bulunmayan diğer davalı İ. aleyhine de hüküm kurulması hatalı olup, bu davalı hakkında davanın reddine karar verilmek gerekirken, kabulü bozmayı gerektirmiştir.
2- Temyize cevap dilekçesinde, davacı vekilince kararın faiz yönüyle bozulması istenilmiş ise de temyiz harcı yatırılmadığı dolayısıyla temyiz süresinin geçirildiği anlaşıldığından, HUMK. nun 432/4.maddesi uyarınca süre yönünden temyiz isteğin reddine karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı İ. A. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu davalı yararına bozulmasına, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacı şirket vekilinin temyiz isteminin süre yönünden HUMK. nun 432/4.maddesi uyarınca reddine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı İ. A.'a iadesine, alınmadığı anlaşılan 2.080.000 lira temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 09.03.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy