(6762 S. K. m. 1269, 1270, 1297)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 9. Hukuk Mahkemesince verilen 17.7.2000 tarih ve 2000/222-598 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalıya kasko poliçesi ile sigorta ettirdiği aracının 11.1.2000 tarihinde meydana gelen kazada hasar görmesi üzerine tebliğ edilen ihtara rağmen davalının ödeme yapmadığını ileri sürerek tesbit ettirdikleri 1.131.148.000 TL hasar bedelinin olay tarihinden itibaren faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, poliçeyi düzenleyen ve primleri tahsil eden acentanın yetkisinin müvekkilince önceden kaldırıldığını, davacının gerekli özeni göstermediğinden hatasına katlanması gerektiğini, dain ve mürtehin sıfatı bulunan dava dışı iş bankasının muvafakati alınmadan davacının tazminatı talep ve tahsil hakkının bulunmadığını, davanın esasına ilişkin davacı delillerinin tebliğinin gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, toplanan kanıtlar doğrultusunda davadan önce yaptırılan tesbite göre hasar bedelinin1.098.928.350 TL olduğu, davacının primleri taksitler halinde ödediği gerekçeleri ile olay tarihinden itibaren faizi ile birlikte davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Poliçe dain ve mürtehin lehine düzenlenmiş olsa dahi sigorta ettirenin tek başına doğrudan sigortaya karşı dava açma hakkı bulunmakla birlikte yargılama sırasında dava dışı dain ve mürtehinin, tazminatın davacıya ödenmesine muvafakati olup olmadığının araştırılması, muvafakati sağlandığı taktirde yargılamaya devam edilerek, davanın sonuçlandırılması, aksi taktirde davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Bu durumda, mahkemece;davalının bu yöne ilişen savunması doğrultusunda somut olayda dain ve mürtehin sıfatı bulunan dava dışı iş bankasının muvafakati araştırılmak, sonucuna göre karar verilmek gerekirken, savunma göz ardı edilerek esasa girilip, eksik inceleme sonucu davalı aleyhine yazılı şekilde hüküm tesisi, doğru olmamıştır.
2-Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin (esasa ilişkin) diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı sigorta yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.02.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy