(1086 S. K. m. 437)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 10. Ticaret Mahkemesince verilen 13.6.2000 tarih ve 1999/1730-2000/575 sayılı kararınca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Verda Çiçekli tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili banka ile davalılardan A... Kimya Endüstri A.Ş. arasında aktedilen değişik tarihli ve meblağlı genel kredi sözleşmelerine istinaden davalı firmaya kredi kullandırıldığını, diğer davalılar E... ve A... Holding A.Ş.nin müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak sözleşmeyi imzaladıklarını, sözleşme uyarınca, 29.9.1998 tarihinde Gebze Mal Müdürlüğüne hitaben 4.187.705.000 liralık teminat mektubu verildiğini, bu mektubun meri olduğunu, görülen lüzum üzerine hesabın kat edilerek mektubun iadesi ya da bedelinin faiz getirmeyen bir hesapta depo edilmesinin istendiğini, ihtar gereğinin yerine getirilmediğini ileri sürerek, anılan teminat mektubu bedelinin faiz getirmeyen bir hesapta depo edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, teminat mektubunun iade koşullarını oluşmadığını, davalılar E... ve A... Holding A.Ş. nin kefil durumunda olduğundan risklerinden söz edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, yaptırılan bilirkişi incelemesinde, davalılara verilen Gebze Mal Müdürlüğüne hitaben 4.187.705.000 liralık teminat mektubunun depo koşullarını gerektirir risk unsurunun oluşmadığının belirtildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiş
Taraflar arasındaki Genel Kredi Sözleşmesinin 33.11 nci maddesinde müşteri, bankanın kefalet ve garanti ettiği tutarları, istemi halinde derhal bankaya nakten yatırmayı kabul ve taahhüt eder hükmü bulunmasına ve davalı müşteri hakkında başka bankalarca takipler başlatılmış olduğu anlaşıldığına göre, davacı bankanın bu isteminde kötü niyetli olduğu kabul edilemez. Bu durumda mahkemece, teminat mektubunun depo koşullarının oluştuğunun kabulü gerekirken, yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.02.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy