(6762 S. K. m. 316)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 9. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 06.07.2000 tarih ve 2000/2-344 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Y. B. Y. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, tarafların davalı V. Otelcilik ve Turistik Tesisleri İşletmeleri A.Ş'de paydaş olduklarını, davacının %40, davalı şirketin yönetim kurulu başkanı olan diğer davalı S.'nın %40 ve annesi Ö. P.'ın %20 payla ortak bulunduklarını, şirket kurucusunun 27.01.1998 tarihinde vefatı üzerine davalı S.'nın davalı şirketi ele geçirdiğini, şirket zararına tasarruflarda bulunduğunu ileri sürerek, her türlü dava ve sair talep hakları saklı kalmak kaydıyla, davalı S.'nın davalı A.Ş'nin yönetim kurulu üyelik ve başkanlığından azline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, davalı S.'nın şirket genel kurulunun kararı ile yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini, bu nedenle aynı yolla görevden alınabileceğini, dava yolu ile üyelikten azlinin mümkün olmadığını, yönetim kurulu başkanının ise, yönetim kurulu üyelerince seçilmesi nedeni ile ancak yönetim kurulu üyelerinin kararı ile görevden alınabileceğini, bu nedenle dava açılmasının mümkün olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dava dosyası kapsamı nazara alınarak, yönetim kurulu üyesinin görevden alınmasının TTK'nın 316. maddesine göre genel kurul kararı ile olabileceği, yönetim kurulu başkanının ise, yönetim kurulu seçtiği için yönetim kurulu başkanının başkanlık sıfatının alınmasının ancak yönetim kurulu kararı ile mümkün olabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına yönetim kurulunca böyle bir istemin reddi halinde davacı ortağın keyfiyeti önce genel kurula ve buradan alacağı karara göre dava yolu ile mahkemeye getirmesi mümkün bulunmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.160.000 lira temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 15.02.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)