(818 S. K. m. 106) (1086 S. K. m. 87, 287)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kütahya Asliye 1 Hukuk Mahkemesince verilen 23.6.2000 tarih ve 1996/495-2000/379 sayılı kararın incelenmesi davalı karşı davacı TKİ vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının açtığı taşıma ihalesi sonrasında müvekkilinin 5.1.1996 tarihinde işe başladığını, davalının üstlendiği yolların bakımı gibi sorumluluğunu yerine getirmemesi nedeniyle işin süresinde bitirilmediğini, teminatları irat kaydedilme tehlikesi bulunan müvekkilinin zararı bulunduğunu ileri sürerek, sözleşmenin feshine, 480.000.000 TL. lık teminat mektubu ile toplam 310.960.965 TL. nin tahsiline, sözleşmenin feshine karar verilmezse, taşıma bedelinin 50.500 TL/Ton olarak tezyidine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, bütün işlemlerini şartname hükümleri çerçevesinde yerine getiren müvekkilinin 21.6.1996 tarihi itibariyle sözleşmeyi fesh ettiğini savunarak, davanın reddini istemiş; birleşen dava ile de 58.324.041 TL. nin faiziyle birlikte karşı davalıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arasında usulüne uygun olarak düzenlenmiş ve feshi gereken bir sözleşme bulunmadığından, sözleşmenin feshi talebinin reddine, iadesi istenilen teminat mektubunun geçici teminat olarak verilmesi nedeniyle davacının bu talebinin reddine, davacının nakit alacağının 250.022.400 TL lık kısmının davalıdan (karşı davacıdan) alınıp davacıya verilmesine, taşıma bedelinin artırılması talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesi gereğince davalının kendi yükümlülüklerini yerine getirmediğini, mücbir sebep nedeniyle sözleşmenin kısmen ifa edilemediğini iddia etmiştir. Taraflar arasında taşıma sözleşmesi, 15.1.1996 tarihli işe başlama tutanağı ile yürürlüğe girmiştir. Taşıma sözleşmesinin eki olan özel ve genel şartname hükümleri HUMK. nun 287 maddesinde düzenlenen yazılı delil niteliğindedir. İddia ve savunmaların özel ve genel şartname hükümlerine göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacı tarafın tanık ifadelerine göre karar verilmesi, HUMK. nun 87 ve devam eden maddelerine aykırılık teşkil etmektedir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin süresi 4 ay olup, süre uzatımı verilebilecek hallar taşıma sözleşmesi ile ilgili özel şartnamenin 8/5 maddesinde düzenlenmiştir. Mücbir sebep halleri ile hangi sürede nasıl davranılması gerektiği ise, genel şartnamenin 17. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, mücbir sebebi doğuran olayların ortaya çıktığı tarihten başlayarak en geç 1 hafta içinde müteahhit tarafından durumun yazılı olarak davalıya bildirilmesi zorunludur. 17.4 maddesine göre de, mücbir sebep belgesinin zamanında verilmemesi veya kabul edilebilir bulunmaması halinde gecikme konusunda 10 ve 15 maddelerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Dosyaya sunulan hak ediş belgelerinde belli dönemlerde davacıya toplam 18,5 günlük süre uzatımı verilmiştir. Bunun dışında davalı, 16.05.1996-27.5.1996 dönemini de mücbir sebep kabul etmiştir. Davacı anılan belgeler dışında mücbir sebep iddiasını kanıtlar belge sunmamıştır. Davacının davalıya gönderdiği 31.01.1996 tarihli yazılı başvurusu dışında da davalıya bir ikazda bulunmamıştır. Açıklanan durum karşısında, davacının mücbir sebep iddiaları yerinde değildir. Bu durumda davalı idare, sözleşmeyi haklı olarak fesh etmiştir.
Ayrıca, özel şartnamenin 7.1 maddesi uyarınca, işe başlamadan sonra kesin teminat verilmesi gerekmektedir. Genel şartnamenin 10 maddesinde de, taahhüdün yapılmaması halinde kesin teminatın irat kaydedileceği hüküm altına alınmıştır. Davalı idarenin teminat mektubu irat kaydetme isteğinin de anılan hükümler çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Mahkemece, davalı idarenin sözleşmeyi haklı olarak fesh ettiği kabul edilerek, dava ve karşı davadaki taleplerinin buna göre öncelenmesi, gerekirse uzman bilirkişi kurulundan rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi yerine yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.02.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy