(6762 S. K. m. 1299)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bursa Asliye 5.Hukuk Mahkemesince verilen 15.6.2000 tarih ve 2000/1150-569 sayılı kararınca incelenmesi taraf vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin aracının davalı şirkete kasko sigortalı iken 2.6.1997 tarihinde hasara uğradığını, davalının tazminatı geç ödemesi nedeniyle ve ödeme tarihi itibarıyla müvekkilinin faizi aşan munzam zararı doğduğunu öne sürerek, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulup, ödenmiş olan 2.200.000.000 unu kaza tarihinden itibaren birikmiş faizinin ve aracın, tazminatın ödendiği tarihteki rayiç değeri itibarı ile belirlenecek munzam zarardan şimdilik 250.000.000 liranın yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili, birleştirilen davada 1.264.000.000 lira birikmiş faiz, 703.000.000 lira munzam zarar alacağından ilk davada talep ettiği 250.000.000 liranın maksubu ile toplam olarak 1.717.000.000 liranın faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı sigorta vekili, cevabında hasarın olaydan çok sonra 21.7.1998 tarihinde ihbar edildiğini, itirazsız ödendiğini gecikme olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporuna kısmen itibar edilip, tüm dosya içeriğine dayanılarak, temerrüt tarihi olarak benimsenen 01.03.1998 den ödeme tarihi olan 18.10.1998 tarihine kadar oluşan 699.722.324 lira birikmiş temerrüt faizi ile 703.483.000 lira munzam zarar alacağının davalıdan tahsiline, munzam zarar alacağına dava tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine karar verilmiştir.
Kararı, her iki taraf vekili de temyiz etmiştir.
TTK.nun 1299 md. hükmüne göre, sigortacının sigorta bedelini ödeme borcu rizikonun gerçekleştiğinin sigortalı tarafından sigortacıya ihbar edilmesiyle doğar ise de, somut olayda sigortalı aracın davacı tarafından değil de, kazada hayatını kaybeden ve ehliyetli olup, olmadığı belli olmayan ...... tarafından kullanılmış olması nedeniyle, davalı sigortanın bu şahsın ehliyetli olduğunun anlaşılmasına kadar ödeme borcunun muaccel olamayacağının kabulü gerekir. Bu itibarla davacının yukarda adı geçen şahsa ait ehliyet suretini Bursa Trafik Şube Md.den temin ederek davalıya ilettiği 15.6.1998 tarihinde borcun muaccel olduğu gözetilerek, bu tarihten sigorta tazminatının ödendiği tarihe kadar hesaplanacak birikmiş faiz alacağına karar verilmek gerekirken, olaya uygun düşmeyecek şekilde ve salt ihbar olgusu ile yetinilerek yazılı olduğu şekilde birikmiş faize hükmedilmesi isabetli olmamıştır.
Davacı, işbu davasında sigorta tazminatının geç ödenmesi ve araç fiyatlarındaki artış nedeniyle ödenen tazminat tutarı ile ödeme tarihinde eşdeğer bir aracı edinemeyeceğini belirterek, munzam zarar talebinde de bulunmuştur. Olayda sigortalı aracı ......davacının alacağı tazminatla aynı nitelikteki bir aracı satın almaya kalkışacağı varsayılarak, gecikilerek yapılan ödeme ile aracın ödeme tarihindeki piyasa rayiç değeri arasındaki farktan faizle karşılanamayan kısmın, başkaca bir hususu ispata gerek kalmadan davacının munzam zararını oluşturacağının kabulü gerekir. Bu açıklamalar ışında somut olaya dönüldüğünde, enflasyona endeksli kasko sigortasında sigorta tazminatı tutarının kaza tarihindeki rayiç değerlere bir başka deyişle gerçek değere göre belirleneceği bunun da davacıya ödenen 2.200.000.000 liradan ibaret olup, davacının da kabulünde bulunduğu sabittir. Bu durumda mahkemece tazminatın ödendiği 18.10.1998 tarihinde eşdeğerdeki bir aracın TL. cinsinden piyasa rayiç değeri belirlenip, bu değer ile ödenen meblağ arasındaki müspet farktan yukarda açıklandığı şekilde hesaplanacak birikmiş faiz düşülerek bakiye bir fark kalması halinde munzam zarar olarak bu miktara hükmedilmek gerekir.
Mahkemece, yukarda açıklanan hususlar dikkate alınmadan yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harçların istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 27.02.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy