(1086 S. K. m. 73, 275)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 18.5.2000 tarih ve 2000/287-2000/643 sayılı kararın incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı kooperatiften satın alıp, yine kooperatif tarafından belirlenen projeye göre inşaatını yaptıkları konutların temellerinin, zeminden kaynaklanan bir nedenle havaya kalktığını ve binanın yanlara kayarak taşıyıcı sistemin tamamen yok olduğunu, zarardan projeyi hazırlayan ve onaylayan davalıların sorumlu olduklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hak saklı kalmak kaydıyla 7 milyar TL. maddi ve 1 milyar TL. manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın İdare Mahkemesinde görülmesi gerektiğinden söz edilerek görevsizlik kararı verilmiş, Yüksek 4. Hukuk Dairesi tarafından davalı kooperatif hakkındaki görevsizlik kararı bozulmuştur. Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davalı kooperatifin diğer davalı belediyeden aldığı arsayı davacılara devrettiği, olayda kooperatife yüklenebilecek kusur bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacıların kooperatiften satın aldıkları arsanın zeminindeki hareketlenmeye bağlı olarak yapılan binanın zarar görmesi nedeniyle açılmış maddi-manevi tazminat davasıdır. Mahkemece, zararın oluşumunda kooperatife yüklenebilir kusur ve sorumluluk bulunmadığından söz edilerek dava reddedilmiştir.
Yukarıda özet olarak açıklanan hukuki durum karşısında, bu davada öncelikle belirlenmesi gereken konu, davacıların, davalı kooperatifin ortağı olup olmadıklarıdır. Zira bu belirleme, tarafların davada hasım olup olmayacakları ile ilgili olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözetilmesi gereken durumlardandır. Tarafların iddia ve savunmalarından, aralarındaki hukuki ilişki belirlenmiş değildir. O halde, mahkemece yapılacak iş, davalı kooperatifin ana sözleşmesi ve ticaret sicil dosyasının getirtilerek, kooperatifin bankaca üye kooperatiflere arsa tahsisi yapan üst birlik olduğu anlaşıldığı takdirde davacılar ile doğrudan hukuki bir ilişki bulunmadığı belirlenmiş olacağından pasif husumet yokluğundan davanın reddi, aksi halde yani, davacıların üye olduğu konut yapı kooperatifi olarak belirlendiği takdirde uzman bilirkişi kurulu oluşturularak, kooperatife yüklenebilecek kusur ve sorumluluğun araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekir iken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.03.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy