(6762 S. K. m. 68)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Sakarya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce görülerek verilen 09.12.1999 tarih ve 1999/596 - 1999/632 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi H. Ulus tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı, avukatlık mesleği ile iştigal ettiğini ve Vergi Usul Kanununa göre tutulması gereken ticari defter ve belgelerin 17.08.1999 tarihli depremde kullanılamaz duruma düştüğünü ileri sürerek zayi belgesi verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın hak düşürücü sürüden sonra açıldığını ve işyerinde bulundurulması gerekli belgelerin evde zayi olamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre, TTK'nın 68. maddesi uyarınca davanın süresinde açıldığı ve davacının ticari defter ve belgelerinin enkaz altında kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 1989 ile 1999 yılları serbest meslek, kasa, demirbaş ve envanter defteri ile kullanılmış ve kullanılmamış fatura koçanları dahil belgelerin zayi olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- TTK'nın 68. maddesi uyarınca zayi belgesi talebinde bulunabileceklerin tacirler olduğu kuşkusuzdur. Davacı avukat olduğuna göre, tacir sıfatını taşımamaktadır. Bu sıfatı taşımadığı için de TTK'nın 68. maddesi kapsamına girebilecek ticari defter ve belgelerinin olması mümkün değildir.
Mahkemece davacının tacir sıfatını taşımadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davaya devamla hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Kabule göre de, bu tür davaların hasımlı açılamayacağının gözden kaçırılması ve kullanılmamış defter ve belgelerin TTK'nın 68. madde kapsamında olmadığının da nazara alınmaması da doğru olmadığından kararın bu nedenlerle dahi bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, 20.03.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy