(1086 S. K. m. 437)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki davanın Milas Asliye Hukuk Mahkemesince görülerek verilen 31.5.1999 tarih ve 1997/629-1999/433 sayılı kararınca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili kooperatifin ortağı iken kendisine isabet eden 2/40 arsa paylı 2 nolu bağımsız bölümün tapuda adına kayıtlandığını ancak davalının daha sonra ortaklıktan istifa ettiğini bu durumda ortaklıkla ilişiğinin almadığını ileri sürerek, adına kayıtlı olan tapunun iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı, yargılama aşamasında, tapu kaydı kendilerine verildikten sonra kooperatif borçlarından sorumlu olmaması ve kooperatiften herhangi bir talepte bulunmaması için kendisine 170.000.000 liralık senet verildiğini, herkesin kendi inşaatını kendisinin yapacağını ve kooperatifin tasfiyeye gireceğinin söylendiğini hata ve hileye düşürülerek istifasının sağlandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, davacının kendisine verilen kesin süre içerisinde, kanıt listesinde belirtilen kanıtlarını ibraz etmediği ve davasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kooperatif ortaklığından istifa (çıkma) nedeniyle ortaklık payının iadesi dolayısıyla tapu iptali istemine ilişkindir.
Davalı, yargılama sırasında kooperatif ortaklığından istifa ettiğinin doğru olduğunu, ancak ortaklıktan bedel karşılığı şartlı olarak istifa ettiğini hata ve hileye düşürüldüğünü, bu nedenle istifanın geçerli olmadığını savunmuştur.
Görüldüğü üzere, davalının ortaklıktan istifa ettiği konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık davalının ne şekilde istifa ettiği diğer bir değişle istifanın geçerli olup olmadığı noktasındadır.
Dosya incelendiğinde, davalının istifasına ilişkin dilekçeyi taraflardan hiçbirinin mahkemeye sunmadığı, ancak davacı kooperatifin 12.2.1996 tarihli yönetim kurulu kararı ile davalının istifasının kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
Ancak, davalı istifayı kabul ettiğine göre, istifanın şarta bağlı olduğunu ve geçerli olmadığını kanıt yükü kendisine düşer. Bu durumda mahkemece, davalıya varsa bu husustaki kanıtlarını ibraz etmesi için süre tanınmak, kooperatif üzerinde uzman bilirkişi incelemesi yaptırılmak ve tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre hüküm kurulmak gerekirken, ispat yükü davacıya yüklenerek yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.03.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy