(818 S. K. m. 252)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Çan Asliye Hukuk Mahkemesince görülerek verilen 08.09.1998 tarih ve 1996/82 - 1998/313 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için belirlenen 18.04.2000 günde davacı avukatı Nebahat Onan Dağdemir gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Seyfi Çizmeci tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan 23.04.1995 tarihli rödövans sözleşmesi gereğince işletmeci olan müvekkilinin tüm yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen maden sahasından maden kömürü çıkarılamadığını ve sözleşmenin ifasının imkansız hale geldiğini, sahadan maden çıkarılamamasında, önceki işletmecinin maden tekniğine uygun hareket etmemesinin de etken olduğunu ve işletme ruhsatı sahibi olan davalı Belediye'nin de müterafik kusurlu olduğunu ileri sürerek BK.nun 252.maddesi de nazara alınmak suretiyle sözleşmenin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara göre olayda sözleşmenin yapılmasından sonra koşullarda değişme olmadığı, madencilik faaliyeti ile iştigal eden davacının maden sahasında verimlilik ve karlılık arzeden kömür bulunup bulunmadığını araştırmış olması gerekirken böyle davranmayıp tahmine dayalı olarak sözleşme yaptığı, maden sahasını görerek mevcut koşullarda sözleşme imzaladığı, davalıya yükletilebilecek bir kusur bulunmadığı, her ne kadar kömür sahasının işletilmesi ekonomik açıdan karlılık arzetmiyor ise de, sözleşmeye bağlılık ilkesi gereğince davacının edimini yerine getirmesi gerektiği ve akdin feshini talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, davalı vekili duruşma gelmediğinden duruşma vekillik ücretinin takdirine yer olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 710.000. lira temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 20.04.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy