(1163 S. K. m. 10)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Ankara 12.Sulh Hukuk Mahkemesince görülerek verilen 16.11.1999 tarih ve 1998/1440-1999/1203 sayılı kararınca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkili kooperatifin ortağı olduğunu, kendisine isabet eden konutu teslim aldığını, konutların bulunduğu yerde müvekkilin çalıştırdığı işçiler marifeti ile çevre temizliği sağlandığını çöplerin toplandığını, gece bekçisi istihdam edildiğini, sekreter ve muhasebeci çalıştırıldığını davacının bunların hepsinden yararlandığı halde genel kurulca kendisine isabet eden miktarı ödemediğini, alacağın tahsili için başlattıkları için takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde, kooperatifin tasfiye halinde olduğunu, tasfiye işlemlerini tamamlanması gerekirken, kanunsuz olarak faaliyetlerini geliştirerek harcamalar yaptığını, kendisinin 24.10.1997 de istifa ettiğini bu nedenle kendisinden aidat istenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, davalının kooperatif ortaklığının sona ermiş olması nedeniyle ortak aidatından sorumlu olmayacağının anlaşıldığı, bu nedenle davacı kooperatifin bu sıfatla yapmış olduğu takibin yersiz olduğu ve davalının itirazının yerinde bulunduğu gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı kooperatifin genel kurul kararı ile belirlenen ortakların yaralandıkları ortak işletme, çevre temizliği ve bakımı için yapılan giderlerin ortağın payına düşen kısmının tahsili iadesine ilişkindir.
Davalı, kendisinin ortaklıktan istifa ettiğini, bu nedenle söz konusu giderlerden sorumlu bulunmadığını savunmuştur.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 10. uncu maddesinden ortaklıktan çıkma düzenlenmiş olup, istifa da, ortaklıktan çıkma anlamına gelir ki, ortaklıktan çıkma iradesi ile birlikte ortaklık payı dahil ortaklıktan kaynaklanan tüm hakların kooperatife iadesi ile hüküm ifade eder. Aksi halde ortağın, ortaklıktan kaynaklanan tüm hak ve yükümlülükleri devam edecektir.
Oysa somut olayda davalı ortağın istifa beyanı kendisine tahsis edilen konutu kooperatife bırakma iradesini taşımayıp, sadece kooperatiften doğan yükümlülüklerden kaçınma amacına yöneliktir. Davalı ortağın bu şekildeki istifa istemi davacı kooperatifçe kabul edilmediği gibi, davalıyı, kooperatifin yaptığı hizmet bedelini ödeme borcundan kurtarmaz. Davalı, diğer ortaklar gibi yapılan hizmet bedelinden sorumludur. O halde mahkemece, davalının sorumlu bulunduğu borç miktarı saptanmak ve sonucuna göre hüküm kurulmak gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.03.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy