(818 S. K. m. 213)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Kırşehir 1.Asliye Hukuk Mahkemesince görülerek verilen 14.12.1999 tarih ve 1999/297-1999/466 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi A. S. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava dışı müteahhit N. Ş. ile mal sahipleri arasında imzalanan 15.6.1994 tarihli sözleşmesi ile inşa edilecek 72 daireden mal sahiplerinin 8 adet tercihli daire satın alma haklarının bulunduğunu, müvekkili ile N. Ş. arasında yapılan 24.10.1994 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine göre müvekkilinin de geriye kalan 64 adet daireden birinde tercih hakkının olup, satışın anahtar teslimi olarak yapıldığını, daha sonra kooperatif yönetiminin el değiştirerek, müvekkilini kuraya sokmak istediklerini ileri sürerek, müvekkilinin tercihli daire hakkının korunması ile muarazanın bu şekilde giderilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, esasa cevap süresinden sonra vermiş olduğu cevap dilekçesi ile, davacının dayandığı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin davacı ile müteahhit arasında yapılıp, müteahhidin işi yarıda bırakıp kaçması üzerine müvekkili kooperatifin kurulduğunu, sözleşmenin tapuya şerh edilmemesi nedeniyle taraflar arasında hüküm doğuracağını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara nazaran, davacı ile davalı kooperatif arasında yapılmış herhangi bir sözleşme olmadığı gibi, davacı alacaklı ile kooperatif arasında borcun nakli konusunda bir sözleşmenin de bulunmadığı, davacı ile müteahhit arasındaki gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin tapuya şerh edilmemiş olması nedeniyle sadece sözleşmenin taraflarını bağlayacağı, dosyada mevcut tarihsiz taahhütnamesinde alacaklı ile işin yürütümünü üzerine alanlar arasında yapılmaması nedeniyle borcun nakli anlaşması olarak kabul edilmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve bilgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 2.080.000 lira temyiz ilam harcından peşin harcın mahsubu ile temyiz edenden alınmasına, 10.04.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy