(6762 S. K. m. 309, 336, 556)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Ankara Asliye 14. Hukuk Mahkemesi'nce görülerek verilen 1.12.1999 tarih ve 1997/478 - 1999/684 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan H. Ç. vekili ve M. Ü. tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi A. O. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup; incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerin paydaş olduğu D. O. Ltd. Şti.nin 1994 ve 1998 yıllarına ait bir kısım gelirlerin kayıtlara intikal ettirilmediğini, sözkonusu tarihlerde davalıların şirket müdürü ve ikinci müdürü olduklarını ileri sürerek, müvekkillerinin herbirinin %20 payına isabet eden 111.451.000,- TL. kâr paylarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı H. vekili, müvekkilin genel kurullarda ibra edildiğini, şirkette sahte kayıt tutmanın söz konusu olmadığını ileri sürerek, davanın reddini istemiştir.
Davalı M. davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, şirketin kayıtlarına intikal ettirilmeyen miktarın 1.003.101.000,- TL. olduğu, her iki davacının %20 şer payına düşen kar payı 200.620.000,- TL. olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı H. vekili ve davalı M. temyiz etmiştir.
Dava, limited şirket ortağı olan davacıların, şirketin yöneticisi olan davalılar tarafından, şirket gelirlerinin bir kısmının kayıtlara intikal ettirilmediği iddiasıyla açılmış kar payı mahrumiyeti istemine ilişkindir.
TTK.nun 556. maddesinde limited şirket yöneticilerin hukuki ve cezai sorumluluklarında ilişkin hususlarda anonim şirkete ilişkin hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir. Bu yollamanın yapıldığı TTK.nun 309/1. maddesinde yöneticilerin zararlandırıcı eylemleri nedeniyle açılacak davalarda gerek şirket ve gerekse ortaklar hükmedilecek tazminatın şirkete verilmesini isteyebilirler. Kanunun bu maddesindeki düzenleme, yöneticilerin zararlandırıcı işlemlerinden dolayı şirketin zarar görmüş olmasına münhasırdır.
Öte yandan, TTK.nun 336. maddesinde ise şirket yöneticilerinin işlemlerinden dolayı şirket ortakları doğrudan doğruya zarar görmüş iseler, bu zararlarını dava yoluyla yöneticilerden isteyebilir. Bu maddede hükmedilecek tazminatın şirkete verilmesi hususu düzenlenmemiştir.
Somut olaya gelince, davacılar şirket envanterine intikal ettirilmeyen gelirlerin kendilerine kâr payı olarak ödenmesini istemişlerdir. Bu istek TTK.nun 336. maddesinde düzenlenen ortakların doğrudan doğruya uğradıkları zarara ilişkin değildir. Zira, şirketlerde kar dağıtımı belirli koşulların oluşması ve belirli kararların alınmasına bağlı bulunduğundan, kâr mahrumiyeti de ortakların doğrudan doğruya uğradıkları bir zarar olarak kabul edilemez. Bu durumda mahkemece, TTK.nun 309. maddesi gereğince davacıların, tazminatın şirkete verilmesini isteyebilecekleri, TTK.nun 336. maddesinde düzenlenen ortakların doğrudan doğruya uğradıkları bir zarar söz konusu olmadığı düşünülerek ve tazminatın doğrudan kendilerine ödenmesini istemiş olmaları karşısında yasal düzenlemeye uygun bulunmayan davanın reddine karar verilmesi gerekir iken, yazılı gerekçeyle kabul kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, 17.4.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy