(818 S. K. m. 41, 47, 49)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Ankara 3.Asliye Ticaret Mahkemesince görülerek verilen 23.12.1999 tarih ve 1997/157-1999/646 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilin banliyo trenine binmek istediği sırada, trenin ani hareketi ile peron ile tren arasına düşüp sol bacağının diz altından kesilerek sakat kaldığını ileri sürerek, asıl ve birleşen davada 7.762.000.000 lira işgörmezlik, 50 milyon lira protez gideri, 20 milyon lira tedavi giderinin ve 1.500.000.000 lira manevi tazminatın olay tarihinden itibaren reeskont oranı üzerinden faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının hareket halindeki trene binmek istemesi nedeniyle meydana gelen kazada tüm kusurun kendisinde olduğunu, istenen tazminatın da fahiş olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, olayda davalı idarenin %20 kusurlu, davacının %50 oranında malüliyeti bulunduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile 150 milyon liranın birleşen 1999/240 sayılı davanın maddi tazminat 4.612.000.000 lira üzerinden tümüyle, manevi tazminatın ise kısmen kabulü ile 953.312.216 liranın olay tarihinden itibaren reeskont oranı üzerinden davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre yerinde görülmeyen davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, Borçlar Kanunu'nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri gözönünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilerek bu para zarara uğrayandan manevi huzuru gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı, onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktarı mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararının gerekçesinde takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlarda açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli biçimde göstermelidir.
Somut olayda, davacı 3.10.1996 tarihinde meydana gelen kazada sol diz altından itibaren kesilmek suretiyle sakat kalmış olup, lehine takdir edilen 250 milyon lira, sakatlığın derecesi ve olay tarihine göre pek hafif görülmüştür. Mahkemece yukarıdaki ilkeler ve somut olayda gözetilerek ılımlı olan talebe yakın bir tazminata karar vermek gerekmekte iken yazılı şekilde düşük olarak manevi tazminata karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 42.429.040 lira temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 1.5.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy