(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Muğla Asliye Hukuk Mahkemesince görülerek verilen 13.12.1999 tarih ve 1996/862-1999/572 sayılı kararınca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkili kooperatif ortağı iken 29.10.1995 tarihli genel kurulda kendisine (400.000.000) lira ödenmek koşuluyla üyeliğine son verildiğini, davalı tarafından kooperatif aleyhine girişilen takibe konu çekin bu nedenle verilmiş olabileceğini, ancak yine takibe konu edilen 30.1.1996 tanzim tarihli (216.000.000) lira bedelli bono için müvekkilinin hiçbir borcu bulunmadığını ileri sürerek davalı tarafından girişilen takipte 316.453.000 lira borçlu olunmadığının tespitin talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkiline 29.10.1995 tarihli genel kurulda ödenmesine karar verilen (400.000.000) liranın uzunca bir zaman ödenmemesi nedeniyle, kararlaştırılan bu bedel için 25.7.1996 tarihli çek ve bu sürenin gecikme zammı olarak (216.000.000) liralık bononun verildiğini, davanın reddi ile davacının %40 tazminata mahkum edilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara nazaran, itiraza konu bononun davalı ortağa genel kurul kararıyla ödenmesine karar verilen (400.000.000) liranın ödemesinin gecikmesi nedeniyle faiz alacağına karşılık verildiği ve kooperatifçe sahteliğinin iddia olunmadığı gerekçeleriyle davanın reddi ile icra takibinin ihtiyati tedbir dolayısıyla durdurulması nedeniyle teminatın irad olarak davalıya verilmesine, takibin kaldığı yerden devamına karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, emre muharrer senet (bono) dan ötürü girişilen takipte borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Bu dava ile icra takibi kendiliğinden durmayacağı gibi, mahkemece de, icra takibinden sonra açılan bir menfi tespit davasında, ihtiyati tedbir yolu ile dahi icra takibinin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, menfi tespit davasına bakan mahkeme, borçlu davacının göstereceği teminat karşılığında, icra veznesine girmiş olan paranın alacaklıya ödenmemesi için (yani icra takibinin beşinci safhası olan paranın alacaklıya ödenmesi safhasını durdurmak için) ihtiyati tedbir kararı verebilir. (İİK.72/III.) mahkemece de bu hüküm işletilerek icra dosyasındaki para üzerine ihtiyati tedbir konulmuşsa da, icra takip dosyasında yapılan incelemede icra veznesine girmiş olan bir paradan söz etme imkanı bulunmadığı gibi, mahkemece verilen kararında davacı borçlu tarafından infaz ettirildiğine dair bir emare bulunmadığından, alacaklı davalının doğmuş bir zararından da söz edilemeyeceğin de, yatırıldığı da saptanamayan teminatın davalıya ödenmesine dair hüküm tesisi doğru olmamış ve kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.05.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy