(6762 S. K. m. 1292)
Dava: Taraflar arasındaki davanın İstanbul 2.Sulh Hukuk Mahkemesince görülerek verilen 28.1.1999 tarih ve 1998/1086-1999/31 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı İETT. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkil şirketin, davalılardan İETT. Genel Müdürlüğü'ne ait aracı mecburi mali mesuliyet sigortası ile sigortaladığını, bununla taraflar arasında bir sigorta akdi oluştuğunu, davalının sahibi ve diğer davalının ise sürücüsü olduğu aracın 7.2.1998 tarihinde kazaya sebebiyet verdiğini, davalının ağır kusur sahibi olması nedeniyle sorumlu olduğunu, kazanın diğer tarafı olan mağdurun aracında meydana gelen 123.000.000 lira tutarındaki hasar bedelinin müvekkil şirket tarafından mağdura 22.4.1998 tarihinde nakden ödendiğini ve böylece mağdurun bütün haklarına halef olduğunu, bu nedenle sigorta şirketi tarafından davalılar aleyhine başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiklerini belirterek itirazın iptaliyle takibin devamına ve %40'tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk sigortası genel şartlarının 4. maddesine göre sigorta şirketinin sigortalıya rücu edebileceği hallerden olan kasti veya ağır kusurdan olayda söz edilemeyeceğini, müvekkili idarenin her gün binlerce aracının sefere çıktığını, böyle bir idarenin araçlarını sigortalayan şirketin alacağı riski hesaba katmak zorunda olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia ve savunmaya, toplanan delillere, bilirkişi raporuna nazaran, davalı sürücünün %100 oranında tam kusurlu olduğu, kusur oranında davacının davalılardan alabileceği toplam rücu tazminatının 123.000.000 lira olduğu gerekçesiyle davanın kabulüyle itirazın iptaline takibin bu miktar üzerinden devamına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı sigorta şirketi, zorunlu mali mesuliyete sigortasını yaptığı davalı idareye ait otobüsün şoförünün park halindeki araca çarpması nedeniyle poliçe genel şartlarının 4/a maddesine göre sigortalısına rücu davası açmıştır.
Taraflar arasında aktif ilişkiyi düzenleyen sigorta poliçesinin sigortacının işletene rücu hakkını düzenleyen 4/a maddesi, kazanın, sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise sigortacının zarar görene ödeme yaptıktan sonra kendi sigortalısına rücu edebileceği hükme bağlanmış bulunmaktadır.
Davalı sürücü, bilirkişi raporuna göre yolun kenarında park halinde bulunan araca çarparak trafik kazasına sebebiyet vermiştir. Bu hal kasıt veya ağır kusur olarak değerlendirilemez. Bilindiği üzere (ağır kusur) kavramı bir özel hukuk kavramı olup kasıt olmamakla beraber kasta yakın bir kusurun varlığını ifade eder. Dava konusu olayda, davalı sürücü kusurlu olmakla birlikte, ağır kusurlu olmadığının kabulü gerekir. Aksi halde, sigorta yaptırmanın bir anlamı da kalmaz.
Açıklanan durum karşısında olayda (ağır kusur) şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.05.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy