(2709 S. K. m. 141) (6762 S. K. m. 1288, 1301, 1311, 1349) (1086 S. K. m. 388, 428)
Dava: Taraflar arasındaki davanın İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesince görülerek verilen 23.12.1999 tarih ve 1997/709-1999/1381 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkil şirket tarafından nakliyat rizikolarına karşı sigorta örtüsü altına alınan makine emtiasının İstanbul-Kırgızistan taşımasını davalının üstlendiğini, emtianın varma yerinde hasarlı olarak teslim edilmesi nedeniyle sigortalıya zararının ödendiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hak saklı kalmak kaydıyla 4.600.000.000. lira'nın 29.11.1996 tarihinden itibaren reeskont oranı üzerinden faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, alıcının emtiayı çekincesiz aldığını, bu nedenle dava hakkının düştüğünü, hasarın ambalaj yetersizliği ve hatalı istiften kaynaklandığını, istenen tazminat miktarının ve faiz oranının fahiş olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının hiçbir çekince ileri sürmeksizin teslim aldığı emtiayı CMR hükümleri gereğince alıcısına eksiksiz ve hasarsız teslim etmesi gerektiği, TTK. nun 1311,1349 ve 1288 madde hükümleri gereği saptanan hasarın 4.180.418.100. lira olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
HUMK. nun 388/3-5 madde bentleri hükümlerine göre, mahkeme kararının asgari olarak, iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, mahkemece incelenen maddi ve hukuki olay ve sorunların özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçenin ne olduğu hususlarını ihtiva etmeleri zorunludur. Yine Anayasa'nın 141.maddesinin 3.fıkrası hükmü de tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olmasına amir bulunmaktadır. Kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde taraflar hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilecekleri gibi karar aleyhine kanun yoluna başvurulduğunda da HUMK. nun 428. maddesi uyarınca Yargıtay incelemesi sırasında ancak bu gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı saptanabilir. Diğer bir deyişle, Yargıtay denetimi ancak, bir kararın gerekçe taşıması durumunda mümkün olabilir.
Temyize konu mahkeme kararı ise HUMK. nun 388/3-5.maddesinde belirtilen unsurlar ve özellikle gerekçenin ne olduğunu ihtiva etmemekte rapor kapsamında davanın kısmen kabulüne şeklinde kaleme alınmış bulunmaktadır. Böyle bir karar yasaya aykırı olduğu gibi, HUMK. nun 428.maddesine göre Yargıtay Denetimini de ortadan kaldırdığından, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.05.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy