(2004 S. K. m. 67) (6762 S. K. m. 1301)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Beyoğlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesince görülerek verilen 23.12.1999 tarih ve 1999/501 - 1999/838 sayılı kararı Yargıtay'ca incelenmesi davalı M. Sigorta tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi D. B. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili sigorta şirketine kasko sigortası ile sigortalı aracın davalıların maliki, sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu aracın tam kusuru ile çarpması sonucu hasırlandığını, sigortalılarını ödedikleri miktarın tahsili için yapılan icra takibinin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek davalıların itirazlarının iptaline, takibin devamına davalıların %40 inkar tazminatına mahkumiyetlerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı A. A. P., kusurun kendisinde olduğunu beyan etmiştir.
Davalı A. K., davaya diyeceği olmadığını beyan etmiştir.
Davalı sigorta şirketi, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından davanın kısmen kabulü ile takibin 176.150.000.- TL. üzerinden devamına, bu miktardan hesaplanan 73.200.000.- TL. inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı sigorta şirketi vekili temyiz etmiştir.
1- Dava kasko rücu davasıdır. Kasko sigortası ile sigortalı araçta sigorta kapsamına giren bir riziko sebebiyle oluşan hasarın gerekli tazminat ödenerek karşılanması amacına yönelik bir sigorta türüdür. Bu sigortanın bir meblağ sigortası olmayıp, gerçek zararı karşılamaya yönelik bir sigorta türü olduğu nazara alındığında sigorta tazminatının önceden belirlenebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığından söz edilemez. Bu durum karşısında İİK.nun 67. maddesinde koşullar gerçekleşmediğinden icra inkar tazminatı istemi red olunması gerekirken, yazılı gerekçe ile talebin kabulü doğru görülmemiştir.
2- Diğer taraftan sigortacı TTK.nun 1301 maddesindeki halefiyet kuralına göre bu davayı açmıştır. Buna göre, sigortalısının zarar veren 3. şahıslardan dava yoluyla isteyebileceği bütün haklar ödediği bedel nisbetinde sigortacıya intikal ettiğinden davacı sigorta ettiren tarafından ne istenebilecekse onu isteyebilecektir. Sigortalı araç özel oto olduğu gibi, davalı araçta özel otodur. O halde, mahkemece yasal faizi hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde reeskont faizine hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı sigorta şirketi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı M. Sigorta Şirketi lehine (BOZULMASINA), 8.6.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy