(6762 S. K. m. 3, 1301)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Beyoğlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesince görülerek verilen 23.12.1999 tarih ve 1998/721 - 1999/692 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı ve davalı vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi D. B. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü.
KARAR : Davacı vekili, müvekkilinin haricen satın aldığı ve idaresindeki araçla, 3. aracın aniden durması sonucu arkadan çarptığını, bu aracında önünde seyir eden sigortalı araca çarptığını, sigortalı aracın sigortacısı olan davalının müvekkili aleyhine icra takibi yaptığını, takibin süresinde itiraz edilmediğinden kesinleştiğini ve 300.000.000.- lira'nın ödendiğini, kazanın zincirleme kaza olup, müvekkilinin sigortalı aracın hasırlanmasında kusurunun olmadığını, reeskont faizi istenemeyeceğini ileri sürerek davalıya borçlu olunmadığının tespitine, takibin haksız ve kötüniyetle yapılması nedeniyle davalının %40 kötüniyet tazminatına mahkumiyetine, müvekkilinin ödediği veya ödeyeceği paranın ödeme gününden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan istirdatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının olayda tam kusurlu olduğunu, icra takibi sonucu borcunun bir kısmını ödediğini, reeskont faizi talebinin doğru olduğunu savunarak davanın reddini, davacının %15'den aşağı olmamak üzere zarar tazminatına mahkumiyetini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, tanık beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından davacının olayda tam kusurlu olduğu, sigortalı sürücünün kusursuz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı ve davalı vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı, oluşan zincirleme kazadan dolayı, davalı sigorta şirketinin sigortalısına ödediği tazminattan dolayı kendisine rücu etmesi nedeniyle sigortacının ödediği sigortalısına tazminat için reeskont faizi isteyemeyeceğini ileri sürmüştür. Gerçekten davacı aracı ve sigortalı araç hususi oto bulunduğundan TTK.nun 3 ncü madde ve 3095 sayılı Yasa'nın 2/3 ncü maddesi uyarınca davalı, davacıdan yasal faiz isteyebileceğinden reeskont faizine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
3- Yine, TTK.nun 1301. maddesi uyarınca sigortacı sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder. Yani, sigortacının sigorta ettirene halef olabilmesi için öncelikle gerçekleşen riziko bedelini sigortalısına ödemesi gerekmektedir. Rücu edebilme tarihi de ödeme tarihidir. Olayımızda davalı sigorta şirketi 8.12.1997 tarihli ihtarname ile davacıdan 7 gün içerisinde sigortalısına ödediği miktarın ödenmesini talep etmiştir. Dosyada bu ihtarın davacıya tebliğine ilişkin belge de bulunmamaktadır.
Mahkemece, olay tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesinin yasal dayanağı bulunmamaktadır. O halde, mahkemece davalı sigorta şirketinin davacıya çektiği 8.12.1997 tarihli ihtarnamenin davalıya tebliğini tespit edip, ihtarnamede öngörülen süreden sonra faize hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
4- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; HUMK.nun 434. maddesi uyarınca harca tabi davalılarda temyiz, harcın yatırıldığı tarihte yapılmış sayılır. Davalının temyiz dilekçesi temyiz defterine kayıt edilmediği gibi, harcı da yatırılmamıştır. Bu nedenle davalı vekilinin temyiz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bendde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bendede açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (4) nolu bendede açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz talebinin reddine, 8.5.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy