(818 S. K. m. 105)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Beyoğlu 1. Asliye Ticaret Mahkemesince görülerek verilen 10.02.2000 tarih ve 1999/33 - 2000/29 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilin aracının davalı şirkete kasko sigortalı iken çalınması nedeniyle zayi olduğunu, poliçe güvencesinin ödenmemesi nedeniyle davalı aleyhine açılan davanın kabul edilip edilmediğini, ancak davalı tarafça ödene miktarın ödeme tarihi itibariyle gerçek zararı karşılamadığını, poliçe güvencesinin geç ödenmiş olması nedeniyle munzam zararı olduğunu ileri sürerek 1.000.000.000. lira zararın dava tarihinden itibaren reeskont oranı üzerinden faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, asıl davanın kısmen kabul edilip, reeskont faizi yürütüldüğünü bu nedenle davacının herhangi bir munzam zararı olmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, kesinleşen mahkeme kararı uyarınca davalı tarafça davacıya asıl alacak dışında 1.488.076.712. lira istemiş faiz ödendiği asıl alacak 1.200.000.000. lira vadeli banka hesabına yatırılmış olsaydı davacının eline 1.864.159.050. lira geçeceği, ödeme tarihindeki aracı rayiç değerinin ise 1.650.000.000. lira olduğu, bu vadelere göre davacının munzam zararının oluştuğunun kabulü gerektiği, ödeme tarihindeki rayiç değerden tahsil edilen faizin tenkisi sonucunda bakiye 161.923.286. liranın davacının munzam zararını oluşturduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile bu miktarın dava tarihinden itibaren reeskont oranları üzerinden faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kasko sigorta poliçesi gereğince güvence altına alınan aracın çalınmasına rağmen, poliçe teminatı tazminatın geç ödenmiş olması nedeniyle BK.nun 105 nci maddesinde belirtilen munzam zararın doğduğu iddiasıyla açılmış tazminat istemine ilişkindir.
Dairemizin mal sigortaları sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarda oluşan munzam zarar nedeniyle davacı tarafından istenebilecek tazminat hesabında uygulanacak ilkeler belirlenmiş olup, buna göre sigorta sözleşmesi gereği ödenmesi gereken tazminatın sigortalıya ödendiği tarihteki aracın rayiç değeri ile fiilen tahsil edilen miktar arasındaki fark, davacının munzam zararı olarak kabul edilmelidir. (Dairemizin 1998/8469 Esas, 1999/8369 Karar sayılı ilamı)
Somut olayda, davacı 26.11.1998 tarihinde davalı sigorta şirketinden faizi ile birlikte 2.708.000.000. lira tahsil etmiş, aynı tarihte kaybolan sigortalı aracın rayiç değeri 1.650.000.000. lira olarak saptanmıştır. Bu saptama karşısında davacının tazminatın geç ödenmiş olması nedeniyle BK.nun 105 nci maddesinde belirtilen munzam zararından söz etmek mümkün değildir. O halde mahkemece davanın reddine karar vermek gerekir iken yazılı şekilde kısmen kabul kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.05.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy