(818 S. K. m. 113)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Ankara 8.Sulh Hukuk Mahkemesince görülerek verilen 03.02.2000 tarih ve 1999/849-2000/62 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi Verda Çiçekli tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı sigorta şirketine zorunlu trafik poliçesi ile sigortalı aracın müvekkiline kasko sigortalı araçla çarpışması sonucu sigortalı araçta meydana gelen hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, davalı sigorta şirketi hakkında başlatılan icra takibine itiraz ettikten sonra 250.000.000.-lira ödeme yaptığını, ancak sigortalıya ödeme yapıldığı tarih ile davalının kendilerine ödeme yaptığı tarihler arası faizi ödemediğini ileri sürerek, işlemiş faiz ve masraf yönünden itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ile verilen mutabakat sonucu 250.000.000.-lira ödedikleri ve davacının kayıtsız şartsız ibra ettiğini bu durumda davacının talep hakkı kalmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre yaptırılan bilirkişi incelemesinde, davacının isteyebileceği faizin hesaplandığı ve raporun hüküm kurmaya yeterli bulunduğu gerekçesiyle, davalının faize ilişkin itirazının iptaline, faiz yönünden takibin devamına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalı aleyhine başlattıkları icra takibinin itiraz nedeniyle durduktan sonra, davalı sigorta şirketinin poliçe limitini ödemiş ise de, müvekkilinin sigortalıya ödeme yaptığı tarih ile davalının kendilerine ödeme yaptığı tarihler arasında işleyen temerrüt faizi için takibin devamını istemiştir.
Davalı vekili ise, takip durduktan sonra, davacı ile mutabakata vardıklarını ve davacının imzaladığı ibraname ile kendilerini kayıtsız şartsız ve gayrikabili rücu olarak ibra ettiğini bu nedenle istenen faizden sorumlu olmadıklarını savunmuştur.
Davacının, davalı hakkında icra takibi yaptığı ve itiraz nedeniyle durduktan sonra 05.02.1999 tarihinde davalının poliçe bedelini davalıya ödediği ve davacının davalıya ibraname verdiği konusunda uyuşmazlık olmadığı gibi, bu hususlar dosya içeriği ile sabittir.
O halde mahkemece, davalıya verilen ibranamenin BK.nun 113 ncü maddesi uyarınca, ana alacakla birlikte, işleyen faizi de, sona erdirip erdirmeyeceği veya faiz hakkının saklı tutulduğu şeklinde anlaşılıp anlaşılamayacağı karar yerinde tartışılmak gerekirken, mahkemece bu konuya değinilmemesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.06.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy