(6762 S. K. m. 381, 388) (559 S. KHK. m. 4, Geç. m. 2)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Şişli 3. Asliye Hukuk Mahkemesince görülerek verilen 28.12.1999 tarih ve 1997/456-1999/1195 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için belirlenen 20.6.2000 günde davacı avukatı Hüdaverdi Aksen ile davalı avukatı Burhan Solak gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ömer Özdemir tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, davalı şirketin 13.12.1995 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının çağrı ve ilan merasimine uyulmadan yapıldığı gibi, şirket sermayesinin de gereksiz olarak 15 milyar liraya çıkarıldığını ileri sürerek anılan genel kurul kararlarının iptalini dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların yönetim kurulu üyesi olup, toplantıyı bildiklerini, sermaye artırımının yasal zorunluluk ve şirket faaliyetlerinin gereği olduğunu savunmuştur.
Davanın kabulüne dair verilen karar, davalı temyizi üzerine, Dairemizce, davacıların paylarını devralan yeni davacı Mustafa'nın pay sahipliği sıfatını kazanıp kazanmadığı saptanarak dava hakkının belirlenmesi gerekçesiyle bozulmuştur.
Bozma ilamına uyularak, davacı Mustafa'nın pay sahipliğini açtığı dava ile saptayarak davacı sıfatını kazandığı, davacıların şirket sermayesinin artırıldığı genel kurula usulen davet edilmedikleri, genel kurula bir kısım paydaşların iştirak etmediği, toplantının yoklukla malul olduğu gerekçesiyle 13.12.1995 tarihli genel kurul toplantısının iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
TTK.nun 381. maddesi uyarınca bazı ortakların anonim şirket genel kurul toplantısına çağrılmamış olması o toplantıda alınan kararların hükümsüzlüğüne yol açmayıp, sadece toplantıya çağrılmayan ortağı genel kurulda alınan kararların iptalini isteme hakkı verir. İptal davasının kabulü için iptali istenilen kararın yasa, anasözleşme ve objektif iyiniyet esaslarına aykırı olduğunun kanıtlanması gerekir.
Davalı şirketin ana sözleşmesinin 12. maddesinde şirkete ait ilanların Ticaret Sicil Gazetesi yanında mahalli bir gazetede de ilan edileceği öngörülmektedir. Davaya konu genel kurul gündemi ve tarihi yalnızca Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edilmiş, mahalli gazete ilanı yapılmamış ise de, bu durum davet merasiminin hiç yapılmamış olması hali değil kısmi noksanlık durumudur ve hükümsüzlük sonucunu doğurmayıp iptal sebebi teşkil eder. Esasen payını davacıya devreden davacılar Atilla Uludağ ve Hayazat Karakaş'ın yönetim kurulu üyesi oldukları ileri sürülüp bunun aksi savunulmadığı gibi, dosyada yer alan bazı yönetim kurulu kararlarında imzalı bulunduğu anlaşıldığından, artık genel kuruldan haberdar edilmedikleri iddiası yerinde değildir. Keza, davacının şirket sermayesinin afaki olarak 15 milyar liraya çıkartıldığı iddiasına gelince; 27.6.1995 tarihinde yürürlüğe giren 559 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 4. maddesi ile anonim şirketlerin sermayesinin 5 milyar liradan az olamayacağı hükmü getirilip, aynı KHK.nin Geçici 2. maddesinde ise, bu hükme verilen sürede uymayan şirketlerin münfesih olacağı hükme bağlanmış bulunduğundan, anasözleşme değişikliğinin aynı zamanda yasal zorunluluk nedeniyle yapıldığı, toplantının %80 payın temsilen ve kararların da oybirliği ile alınmış bulunması karşısında sermaye artırımı için TTK.nun 388. maddesinin 3. fıkrasında öngörülen toplantı ve karar nisabı oluşmuştur. Sermayenin artırım miktarının genel kurulun iradesine tabi olmasına ve uygulamanın da yasa, anasözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırılı teşkil etmediği anlaşılmasına göre, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, salt bir kısım şekil noksanlığına dayalı olarak davanın kabulü doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, takdiren 100.000.000 lira duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.06.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy