(1163 S. K. m. 98) (6762 S. K. m. 380)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Ankara Asliye 2. Ticaret Mahkemesince görülerek verilen 22.12.1999 tarih ve 1994/1184-1999/763 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için belirlenen 26.9.2000 günde davacı avukatı Ö. S. gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukat dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi H. K. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili kooperatifin eski yöneticisi olan davalıların, bir kısım aidatlarını ödemedikleri halde ödenmiş gibi gösterdiklerini; yine bir kısım kooperatif gelirlerini zimmetlerine geçirdiklerini, müdeahhide usulsüz ödeme yaparak kooperatifi zarara uğrattıklarını ileri sürerek, şimdilik, (501.873.299) TL.nın faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevabında, yapılan işlemlerde bir usulsüzlük bulunmadığını, müvekkillerinin ibra edildiklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia ve savunmaya, toplanan delillere, bilirkişi raporuna nazaran, davalılar hakkında zimmet suçlaması ile ceza davası açılmış ise de, eylemin zimmet değil görevi ihmal kapsamında değerlendirilerek mahkumiyet kararı verildiği, hesap tetkik komisyonunun 1984-1989 yılları için rapor düzenlemiş ise de, davalıların bu yıllarda ibra edildikleri, ibra dolayısıyla artık böyle bir dava açılamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kooperatif eski yöneticilerinin sorumluluklarına ilişkindir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu, yönetim kurulunun ibrası konusunu düzenlenmemiş olup, anılan yasanın 98 nci maddesinin yollaması ile anonim şirketlerde yönetim kurulunun ibrazına ilişkin TTK.nun hükümlerinin kooperatifler hakkında da uygulanması gerekmektedir. TTK.nun 380 nci maddesine göre ise, ibranın geçerli olabilmesi için davaya konu işlemlerin (ödeme yapmadıkları halde kendi aidatlarını ödenmiş gibi gösterilmesi, diğer ortaklardan tahsil edilen bazı meblağların zimmete geçirilmesi, kooperatif müdeahhidine gereksiz ödemeler yapılması v.b) genel kurula sunulan kooperatif bilançolarında açıkça yer alması gerekir. İbra, sadece genel kurulun bilgisine sunulan işlemleri içerir. Açıklanmamış ve vasat yetenekli bir ortağın anlayamayacağı konularda ibra yok sayılır. Bütün bu hususlar genel kurulda açıklıkla görüşülüp, yöneticilerin verdikleri zararlar ortaya konulduğu halde, genel kurulca ibra kararı alınmış ise, böyle bir ibraya geçerlik tanınabilir. Dava konusu olayda böyle bir ibra yoktur.
Bu durumda mahkemece, ibra dikkate alınmayarak işin esası incelenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 100.000.000 lira duruşma vekillik ücretinin davalılardan alınıp davacıya verilmesine, 28.09.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy