(818 S. K. m. 44, 98) (1086 S. K. m. 409)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Samsun 4. Asliye Hukuk Mahkemesince görülerek verilen 30.3.2000 tarih ve 1999/20-2000/132 sayılı kararınca incelenmesi davalı banka vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalılardan müvekkili şirketin muhasebe görevlisi olduğunu şirketin, diğer davalı bankadaki hesaplarında çift imza ile tasarruf yetkisi bulunduğu halde davalı bankanın, tek imzalı şirket faksları üzerine davalı kişisel hesabına virmanlar yoluyla şirket hesabından para aktardığını, bu şekilde davalı zimmetine para geçirdiğini, ileri sürerek 2.864.500.500 lira davacı zararının faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiş, daha sonra davalı hakkındaki davayı takip etmemiştir.
Davalı banka vekili, ödemelerin tek imzalı faks talimatı üzerine yapıldığını ancak diğer yetkiliye de haberdar edilerek sonuçta temsile yetkili kişi adedinin onay yönünden sağlandığını, hesap hareketlerini her gün davacı şirketin bazı yetkililerinin gelerek hesap cüzdanına işlettiğini, davacının bu şekilde ödeme şekillerine zımni onayının olduğunu, ödemelerin şirketçe harcanıp harcanmadığının araştırılması gerektiğini, en azından davacının, zararın oluşması ve büyümesinde müterafik kusurunun bulunduğunu, benzer ödemelerin bazıları için dava açılmadığını dolayısıyla bunun paraların şirketçe kullanıldığını ve zararın oluşmadığını gösterdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlar benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacı şirketi davalı ile birlikte başka bir kişinin daha müştereken temsile yetkili olduğu, oysa faksların tek imza taşıdığı, dolayısıyla bankanın ödeme yapmakta tam kusurlu olduğu, davalı bankanın hesap ekstrelerini göndermesi üzerine davacının ilk defa usulsüzlükten haberdar olduğu, davalı bankanın hesap ekstrelerinin gönderilmesi üzerine davacının ilk defa usulsüzlükten haberdar olduğu, davalı bankanın ödeme şekillerini davacının önceden bildiğini kanıtlayamadığı gerekçeleriyle davanın kabulü ile 2.864.500.500 liranın faiziyle birlikte davalı bankadan tahsiline, diğer davalı bakımından davanın HUMK. nun 409.maddesi uyarınca başvuruya bırakıldığı ve 3 aylık süre de geçtiğinden açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı banka vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı şirketin davalı bankadaki hesabından tek imzalı şirket faks talimatı ile diğer davalı hesabına para aktarılarak şirketin zarara uğratıldığı iddiası ile açılmış tazminat davasıdır.
Davalı banka vekili, ödemelerin davacı şirket yetkililerince her gün hesap cüzdanına işlettirildiğini buna hesaptan yetkisiz bir şekilde tasarruf yapıldığı konusunda davasını itiraz etmediğini bu şekilde benimsendiğini, benzer ödemelerin bazıları için ise dava açılmadığını, çekilen paraların şirketçe harcanıp harcanmadığının, dolayısıyla şirket zararın meydana gelip gelmediğinin araştırılması gerektiğini savunmuş ise de mahkemece bu savunma üzerinde yeterince durulmamıştır.
Mahkemece davalı savunmasının üzerinde durularak, davacı şirket yetkili organlarının veya onların görevlendirdiği kimselerin gerek banka hesapları ve gerekse şirket muhasebe kayıtları üzerinde denetim görevini yapıp yapmadıkları, ödemelerin benimsenip benimsenmediği, çekilen paraların şirket işlerinde harcanıp harcanmadığı, şirket faksının ve şirket kaşesinin kullanılmasında dava şirketin kusurlu olup olmadığı gibi, hususları, davacı şirketin kayıtları ve banka hesap cüzdanı üzerinde yaptırılacak uzman bilirkişi incelemesi ile aydınlığa kavuşturulmalıdır. Zararın oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise zararın artmasında BK.nun 98.maddesi yollamasıyla aynı yasanın 44.maddesi uyarınca davacı şirketin müterafik kusuru bulunup bulunmadığı, varsa oranının tespiti ile hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, bu hususları yeterince tartışmayan ve sadece davalı banka yönüyle değerlendirme yapıp sonuca varan yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak eksik inceleme sonucu yazılı gerekçelerle davalı bankanın tam kusurlu kabul edilmesi, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı banka vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı banka yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.06.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy