(6762 S. K. m. 669)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Trabzon 3.Asliye Hukuk Mahkemesince görülerek verilen 06.05.1999 tarih ve 1997/292 - 1999/95 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı bakanın Trabzon Şubesindeki hesabına ait bir çeki 25.05.1997 tarihinde kaybettiğini, çekin iptali için açtığı davada mahkemeden çekin ödenmemesi, arkasının yazılmaması, ciro edilmemesi yönünde aldığı ihtiyati tedbir kararını davalı bankaya ulaştırdığını, bu arada çekin ciro edilip başka bir şubeye ibrazında, davalının 07.07.1997 tarihinde karşılıksız şerhini yazdığını bu şerhi nedeniyle karşılıksız çek kestiği şeklinde bankalar nezdinde müvekkilinin itibar kaybettiğini ileri sürerek 4.000.000.000. lira manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kaybedilen çekin iptalini talep hak ve yetkisinin keşideciye değil hamile ait ve keşidecinin ödemeden men talimatı vermesinin yeterli olduğunu, bu nedenle davacı sıfatı olmaksızın açılan bir davada verilen ihtiyati tedbir kararının hukuki sonuç doğurmasının mümkün olmadığını, TTK. nun 669/2.maddesi uyarınca, hakime verilen yetkinin ödemeden men kararı ve tevdi yerini tayin kararı vermekten ibaret olduğunu, çekin arkasına yazılmaması biçiminde bir tedbir kararı verilemeyeceğini, verilse dahi hukuki sonuç doğurmayacağını, tedbir kararı usulüne uygun kabul edilmesi halinde dahi bankanın çek arkasına hesap durumunu derçetmekle yükümlü olduğunu, aksi taktirde çek hamilinin tedbir kalkmasından sonra kullanabileceği hakların bertaraf edilmiş olacağını, takip yoluna başvurabilmesi veya karşılıksız çek suçundan şikayetçi olabilmesi için çek hamilinin süresi içinde bankaya çeki ibraz etmesi ve ibraz tarihinde karşılığının bulunmadığına ilişkin şerhi çek arkasına yazdırması gerektiğini, aksi halde şerhi yazmaya bankanın hamile karşı cezai sorumluluğunun doğacağını, esasen keşidecinin tedbir kararı olsa dahi çek bedelini hesabında bulundurmakla yükümlü olduğunu, tedbirin sadece hesapta bulunan paranın hamile ödenmesine engel olacağını, müvekkilin kusurlu olmadığını, kusurlu olsa dahi manevi tazminat koşullarının oluşmadığını, davacının bir zarara uğramadığını, çekin arkasına yazılan şerh nedeniyle davacının herhangi bir icra takibine ve cezai soruşturmaya maruz kalmadığını, kişilik haklarına saldırının gerçekleşmediğini, karşılıksız çek keşidecilerine uygulanan prosedüre tabi tutulmadığını, dolayısıyla diğer bankaların durumdan haberdar olmadıklarını ve bu nedenle ticari itibarının bozulmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlar, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davalı bankanın ibraz sırasında çekin karşılıksız olduğuna ilişkin şerhi yazma yükümlülüğü bulunduğu, dolayısıyla kusurlu olmadığı manevi tazminat koşullarının oluşmadığı, çekin iptaline ilişkin davanın davacının feragati ile sonuçlandığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 710.000. lira temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 24.02.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy