(2004 S. K. m. 72) (1163 S. K. m. 17) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Samsun 4.Asliye Hukuk Mahkemesince görülerek verilen 24.2.2000 tarih ve 1998/484-2000/64 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkil kooperatifin üyesi iken parasal edimlerini yerine getirmediğini ve kendisinin kooperatiften ihraç edildiğini, ancak henüz ihraç kararı kesinleşmeden ve davacının ödediği aidatlar için iade şartları oluşmadığı halde, müvekkil aleyhine birikmiş aidat alacakları için icra takibi yaptığını, takibin usulen kesinleştiğini, ancak Kooperatifler Konusu ve anasözleşme gereğince davalının ihracı henüz kesinleşmediğinden müvekkilin doğmuş bir borcu olmadığını ileri sürerek, davalıya borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, davacı kooperatifçe ihraç edilen davalının, kooperatife yaptığı ödemeleri için icra takibine giriştiği ve takibin kesinleştiği, kooperatifin borcunu ödediği, takip aşamasında itiraz etmeyen davacı kooperatifin borcunun kooperatif mevcudiyetini tehlikeye düşüreceği ve bu nedenle 3 yıl erteleme hakkı bulunduğu iddiasının ise enflasyonist ortamda konut sahibi olmak için ödeme yapan davalının ödemelerinin geciktirilmesi ve sonuçta hak ve nesafet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, kooperatif üyesi iken ihraç edilen davacıya takip tarihi itibarıyla muaccel hale gelmiş bir borcun bulunmadığının belirlenmesi istemine ilişkindir. Davanın niteliği itibarıyla takip tarihi itibarıyla borçlu davacının borcunun ve miktarının bulunup bulunmadığı belirlenmesi gerekmekte iken ve bu konuda alınan bilirkişi raporunda da taraflar arasındaki borcun icra takibinde talepten farklı olduğu belirtilmiştir. Kaldı ki, 26.11.1998 tarihli oturumda davacı vekili, açıkça istenilen borcun miktarına da itirazda bulunduklarını bildirmiştir. Bu durumda, taraflar arasında borç miktarının da uyuşmazlık konusu olduğunun kabulü ile miktara yönelik itirazın değerlendirilmesi gerekir iken, yazılı şekilde eksik inceleme sonucu karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
2- Öte yandan, davalı, davacı kooperatifin üyesi iken ihraç edilmiş olup, aralarındaki mevcut borç ve alacak ilişkisinin 1163 sayılı yasa ve kooperatif anasözleşmesi hükümlerine göre belirlenmesi gerekmektedir. Davacı vekili, davalının, takip tarihi itibarıyla Kooperatifler Kanunu 17. ve anasözleşmenin 15. maddesi gereğince henüz muaccel bir alacağı bulunmadığını savunduğuna göre, yasa ve ana sözleşmedeki açık düzenlemeler gözardı edilerek yazılı gerekçeyle de davanın reddi doğru görülmemiştir. Bu durumda, mahkemece yapılacak iş, aralarında hukukçu ve muhasebeci bilirkişilerin de bulunduğu kuruldan, tarafların iddia ve savunmaları, yasa ve anasözleşme düzenlemeleri de dikkate alınarak bilirkişi raporu istenip sonucuna göre karar vermek gerekir iken, eksik inceleme sonucu davanın reddi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.06.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy