(6762 S. K. m. 341, 378) (1086 S. K. m. 39, 40)
Dava: Taraflar arasındaki davanın İskilip Asliye Hukuk Mahkemesince görülerek verilen 29.2.2000 tarih ve 1997/190-2000/24 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için belirlenen günde davacılar avukatı Recep Gökçe gelip davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Y. A. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı şirket denetçilerince atanan vekili, şirketin eski yöneticileri olan davalıların usulsüz iş ve işlemlerle şirketi zararlandırdıklarını ileri sürerek, beş milyar lira tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Bir kısım davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, TTK.nun 341.md. hükmü doğrultusunda genel kurulca sorumluluk davası açılması kararı alındığı, ancak Ticaret Sicil Memurluğu cevabına göre söz konusu genel kurul kararının ticaret sicil memurluğunca henüz tescil ve ilan edilmediği bildirilmekle TTK. 378.md. uyarınca genel kurul kararının geçerlilik kazanmadığı ve dava şartının yerine gelmediği sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı anonim şirketin eski yönetim kurulu üyesi olan davalıların usulsüz iş ve işlemlerle şirketi zararlandırdıkları savına dayalı sorumluluk davası olup; mahkemece, şirketin 15.12.1997 tarihli olağanüstü genel kurul kararı uyarınca denetçiler tarafından açılan bu dava, anılan genel kurul kararının TTK.nun 378. maddesinde öngörülen biçimde ticaret siciline tescil ettirilmemesi nedeniyle geçerlilik kazanmadığı ve bu haliyle dava şartının bulunmadığı sonucuna varılarak reddedilmiştir.
TTK.nun 341. maddesi hükmüne göre, şirketi yönetim kurulu üyeleri aleyhine sorumluluk davası açılabilmesi için genel kuruldan bu konuda izin alınması ve davanın da denetçilerce açılması gerekir. Nitekim, davacı şirketin anılan genel kurul toplantısında 4 no'lu gündem maddesi görüşülerek yasal nisaba uygun biçimde bu yolda bir karar alınmış ve eldeki dava denetçiler aracılığı ile açılmıştır. Eğer, değinilen karar yoksa, Dairemizin yerleşmiş görüş ve uygulaması ile bu eksiklik usule ilişkin bir sorun oluşturmakla, HUMK. nun 39 ve 40. maddeleri uyarınca giderilmesini teminen ilgili tarafa uygun önel tanınması ve sonucuna göre karar verilmesi yönünde işlem yapılması gerekir. Oysa, Yasaya uygun bir dava izin kararı ve açılmış dava sonrası esasa girilerek yapılan inceleme ve araştırma sonucu ortaya çıkan hukuki durumun esastan çözüme kavuşturulması gerekirken, söz konusu kararın geçerlilik kazanması için ayrıca tescil ve ilan edilmesi zorunluluğuna ilişkin Yasa ve Tüzükte herhangi bir hüküm bulunmadığı halde, genel kurul tutanağının geçerli belge niteliği kazanmasına yönelik düzenlemeler içeren aynı Yasanın 378. md. hükmüne yanlış anlam verilerek yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, 100.000.000 lira duruşma vekillik ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.10.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy