(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Konya 2.Sulh Hukuk Mahkemesince görülerek verilen 01.03.2000 tarih ve 2000/30-2000/220 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin aracını davalıya kasko sigorta poliçesi ile sigorta ettirdiğini, meydana gelen bir kaza nedeniyle davalıya başvurduğunda bazı evraklara imzalar attığını, para almadan ibraname imzaladığını sonradan anladığını, bunun üzerine 241.874.998.-lira hasar bedeli için başlattığı takibin davalının haksız itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, %40 icra-inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hasar miktarının acenta hesabına alacak kaydedilerek acenta tarafından davacı sigortalıya ödenmesi hususunda mutabakat sağlandığını, bunun üzerine davacıdan ibraname alınmak suretiyle dosyanın kapatıldığını, hasar bedelinin acentadan istenebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlar doğrultusunda davacının ibraname imzalayarak davalıya verdiği, davacının paranın alınmadığını, ancak yazılı bir belge ile kanıtlaması gerektiğini davacı iddiasının davalıya karşı dolandırıcılık yada emniyeti suistimal suçlarını oluşturabilecek bir iddia olduğu, dolayısıyla davalı tarafa yemin teklif etmenin hukuken mümkün olmadığı gerekçeleriyle davanın kanıtlanamadığından reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı sigortalının kasko tazminatı alacağına ilişkindir.
Davalı sigorta vekili, tazminatın acenta tarafından davacı sigortalıya ödenmesi hususundaki mutabakata göre hasar dosyasının davacıdan ibraname alınarak kapatıldığını savunduğuna ve davacı da acentanın kendisine ödeme yapmadığını iddia ederek dava açtığına göre tazminatın acenta tarafından davacıya ödenip ödenmediğinin ispat yükü tazminatı ödemekle sorumlu olan davalı sigorta şirketindedir.
Bu durumda mahkemece, davalı sigortaya acentanın davacıya ödeme yaptığını kanıtlama imkanı tanınarak ve gerektiğinde acenta kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, ispat külfeti davacıya yüklenerek, yazılı gerekçelerle davanın reddi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.06.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy