(2004 S. K. m. 67) (1163 S. K. m. 81)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Muğla Sulh Hukuk Mahkemesince görülerek verilen 04.02.2000 tarih ve 1999/465-2000/60 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkil kooperatifin üyesi olan davalının, birikmiş aidat borçlarını ödememesi nedeniyle başlatılan icra takibine itiraz ederek takibi durdurduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile %40 inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, kooperatifin inşaatları tamamladığını ve ferdi mülkiyete geçilip, kat mülkiyeti tapu senedi verildiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, davacı kooperatifçe konutların tamamlanarak üyelerin ferdi mülkiyetine geçtiği ve 29.12.1997 tarihinde kat mülkiyeti statüsüne geçildiği, davalının borçlarının bu tarihten sonrasına ait olduğu, kooperatifin bu alacak için dava açma hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 81/2. maddesine göre, anasözleşmede gösterilen işlerin tamamlanması ve ferdi mülkiyete geçilmesi durumunda kooperatif dağılmış sayılır. Davacı kooperatif henüz tasfiye halinde olup, 13.04.1996 tarihli genel kurulda bir kısım eksikliklerin varlığına işaret edilerek bu eksikliklerin tamamlanmasına ve bu nedenle ortaklardan aidat alınmasına karar verilmiştir. Bu eksikliklerin tamamlanmadan tasfiyenin tamamlanmış olduğundan sözedilemez.
Öte yandan, ortada genel kurulca alınmış bir karar mevcut iken, alınan bu kararların mutlak butlanla sakat olmasını gerektirecek bir durumun mevcut olmaması nedeniyle iptal edilinceye kadar sözkonusu genel kurul kararları tüm ortakları bağlar. Yargılama sırasında davacı kooperatifin icra takibinde istediği alacağın dayanağını oluşturan 13.04.1996 tarihli genel kurul kararının iptal edildiği iddia edilmediğine göre, kesinleşen genel kurul kararına dayanan alacağa yönelik itirazın iptali davasının kabulüne karar vermek gerekir iken, yazılı gerekçeyle reddedilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı kooperatif vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.07.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy