(2709 S. K. m. 36) (765 S. K. m. 308)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Zonguldak 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce görülerek verilen 14.12.1999 tarih ve 1999/540 - 1999/631 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin maden imtiyaz sahası içinde davalı tarafından yasaya aykırı olarak açılıp işletilen kaçak kömür ocağının çökertilme işlemi için 95.459.540.- lira harcama yapıldığını ileri sürerek bu miktarın faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, ocağı davacıdan kiralayan dava dışı Ufuk Madencilik AŞ.nin izni ile açtığını savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlar, dinlenen tanık beyanları doğrultusunda ocağı davacıdan rödövans karşılığı kiralayan dava dışı Ufuk Madencilik AŞ.nin ihbarı üzerine sözleşme gereği olarak çökertildiği, davalının ocağı kendisinin açtığını imzalı beyanı ile kabul ettiği gerekçeleriyle davanın kabulüne, 95.459.540.- lira'nın faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Dava, haksız eylemden kaynaklanan tazminat alacağına ilişkindir.
Davacı, davalının kendisiyle sözleşme yapmadan kaçak kömür bakımından müdahalenin önlenmesi bakımından bir dava açması ve sonucuna göre hareket etmesi mümkün ve gerekli iken, var olduğunu düşündüğü hakkına dayanarak kendiliğinden hak aramaya kalkışıp davalının işlettiği ocağı dinamitleyerek fiilen hakkına kavuştuktan sonra, yaptığı harcamaların tahsilini talep ederek işbu davayı açması, hukuk ilkeleriyle bağdaşmaz.
1982 Anayasası'nın hak arama hürriyeti başlıklı 36 ncı maddesinde herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir hükmüne yer verildiği gibi, TCK. nun 308 nci maddesinde de kendiliğinden hak aramak, hukuken benimsenen bir tavır değildir.
Bu sebeple, mahkemece, davanın reddi gerekirken, yazılı gerekçelerle kabulü bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.06.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy