(2004 S. K. m. 277)
Dava: Taraflar arasındaki davanın İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesince görülerek verilen 27.12.1999 tarih ve 1998/198 - 1999/973 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için belirlenen 24.10.2000 günde taraf avukatları duruşmaya gelmediğinden, tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve dava dosyası için Tetkik Hakimi Harun Kara tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalılardan Hilmi Göçhan'ın giriştiği haksız icra takibi nedeniyle müvekkiline ait evin satışına gidildiğini, menfi tespit davasının müvekkili lehine sonuçlandığını, evin haksız satılması ve davacının kira ödemesi nedeniyle zarar oluştuğunu, yine davalı Hilmi'nin keşide ettiği senetlerden dolayı müvekkiline toplam (65.300) DM borçlu olduğunu, bu arada Hilmi'nin taşınmazlarını muvazaalı olarak diğer davalılara devrettiğini, tasarrufların iptali için ayrıca açılan dava bulunduğunu ileri sürerek, davaların birleştirilmesine, tasarrufların iptaline, şimdilik (2.903.100.000.-) lira munzam zarar ile, (65.300) DM.ın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Hilmi Göçhan vekili, davacının icra takibi sonucu satılan taşınmaz bedelini faiz ve % 40 tazminatı ile tahsil ettiğini, bir zararının bulunmadığını, senetler nedeniyle de bir borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar vekili de cevabında, iyiniyetli alıcı olan müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia ve savunmaya, toplanan delillere nazaran, davacının hangi alacağından dolayı tasarrufu iptalini istediğinin anlaşılamadığı gibi, bir zararın varlığı da kanıtlanamadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacının iş bu dava ile birleştirilmesini talep ettiği İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/379 Esas sayılı davasında görülen ve tarafları aynı olan tasarrufun iptaline ilişkin talep ve davasından feragat ettiğine ve davanın feragat nedeniyle reddedilip kesinleştiğine göre, davalılardan Hilmi Göçhan hakkındaki tasarrufun iptali ile ilgili yine diğer davalılarla ilgili talep ve istekler yönünden davanın reddinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacının bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, davada, tasarrufun iptali ile birlikte, haksız haciz sebebi ile dairenin satıldığı, istirdadına karar verilen para ile aynı evin alınmasının mümkün olmadığı, bu arada kira ödenmek zorunda kalındığı ileri sürülerek, maddi tazminat talebinde bulunulmuş ve bu haklar feragat edilen diğer davada saklı tutulmuştur. Mahkemece, davacıya bu konudaki zararlara açıklattırılmak ve taraf delilleri toplanarak elde edilecek sonuca uygun bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde bu taleplerin reddi doğru olmamıştır.
3- Öte yandan, aynı davada, davalı Hilmi Göçhan'dan ayrıca senede bağlı alacak olduğu iddia olunarak, bu hususta delil ibraz edildiği halde, mahkemece bu iddia ve talep üzerinde hiç durulmadan yazılı şekilde davanın reddi de isabetsiz olmuştur.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, taraf vekilleri duruşmaya gelmediğinden duruşma vekillik ücretinin takdirine yer olmadığına, 26.10.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy