(818 S. K. m. 179) (YHGK. 26.12.2001 T. 2001/11-1155 E. 2001/1165 K.)
Taraflar arasındaki davanın İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesince görülerek verilen 8.2.2000 tarih ve 1999/380 - 2000/44 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı, vekili tarafından istenmiş olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ KARARI:
Davacı vekili, müvekkilince davalıya devredilen ekmek fabrikasının devrinden sonraki doğalgaz tüketim borcunun ferileriyle birlikte icra yolu ile IGSAŞ'a (1.382.000.000.-) lira olarak ödendiğini ileri sürerek, anılan meblağın reeskont faiziyle birlikte davalıdan rucüen tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, asıl borcun (249.848.000.-) lira olduğunu, davacının kendi kusuru ile icra yolu ile ödediği ferilerinden müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, taraflar arasında adi ortaklık bulunduğundan borçtan da yarı yarıya sorumlu bulunduklarını savunmuştur.
Mahkemece, sunulan ve toplanan kanıtlara dayanılarak, 14.12.1995 tarihi devir sözleşmesi içeriğine göre, devirden sonraki işletme giderlerinin davalıya ait olduğu, aboneliğin davacı üzerinde görünmesinden dolayı yapılan ödemeden dolayı, davacının rücu hakkının bulunduğu, taraflar arasında adi ortaklık bulunduğu savunmasının yazılı delille kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve ticari işletmenin devrinden sonra dahi taraflar arasındaki adi ortaklık ilişkisinin sürdüğü savunmasının yazılı kanıtlarla ispat edilememiş olmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, ticari işletmenin, devrinden itibaren iki yıl süreyle devredenin devralan ile birlikte işletmenin borçlarından sorumlu olacağı yönündeki Borçlar Kanunu'nun 179.ncu maddesinin buyurucu hükmüne nazaran ticari işletmeyi davalıya devreden davacının, kendi adına devam eden doğal aboneliğinden doğan tüketim borcundan davalı ile birlikte müteselsilen sorumlu olduğunun gözden kaçırılması doğru olmadığı gibi, dava dışı idare IGDAŞ tarafından tahakkuk ettirilerek bildirilen fatura bedelinden zamanında davalıyı ihbar etmemesi halinde borcun ferilerinin kendi kusurundan kaynaklandığı ve bunun sonucunda borcun ağırlaşmasından davalıyı sorumlu tutamayacağı düşünülmeden bunun tamamının davalıdan rucüen tahsiline karar verilmesi de isabetsiz bulunmuştur.
Öte yandan, kabul şekline göre de, davadan önce davalının temerrüde düşürüldüğü saptanmadığı takdirde alacağa dava tarihinden itibaren temerrüt faizi yürütülmek gerekirken, ödeme tarihlerinden esas alınması da doğru görülmemiş, kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle kararın, davalı yararına BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy