(556 S. KHK. m. 61)
Dava: Taraflar arasındaki davanın İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesince görülerek verilen 26.04.2000 tarih ve 1999/1019-2000/424 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için belirlenen 31.10.2000 günde davalı avukatı Kemal gelip davacı avukatı tebligata rağmen gelmedi temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi H. Kara tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, bir aile şirketi olarak 20 yıl kadar önce ticari hayata başlayan müvekkili şirketin yurt ve dünya çapında güvenilir ve tanınır hale geldiğini, değişik kollarda faaliyet gösteren iştirak şirketler unvanlarında da aynı zamanda ailenin soy ismi olan vurgu sözcük Altınbaş sözcüğünün kullanıldığını, TPE tarafından bu sözcüğün tanınmış markalar sınıfına dahil edildiğini, hal böyleyken, müvekkili unvan ve markasından haksız yararlanmak isteyen davalının aynı sözcüğü ticaret unvanlarında kullanmaya başladığını; bu hususun marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet olduğunu ileri sürerek, haksız rekabetin tespit ve menine, bu sözcüğün davalı unvanlarından terkinine, ilana karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, şirketlerin iştigal konularının farklı olduğunu, şirket yetkilisi Yasin Altınbaş'ın soy isminin yaşamasını amaçladığını, yargılama sırasında da, davalı şirket unvanını Doğal Altıntaş Holding A.Ş. olarak değiştirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia ve savunmaya, toplanan delillere, bilirkişi raporuna nazaran, Altınbaş sözcüğünün ilk defa davacı tarafından unvan olarak kullanıp tescil ettirildiğini, bilahare marka olarak da tescil ettirilen ve davacı unvanının vurgu kelimesi olan bu sözcüğün aynen unvan olarak kullanılmasının haksız rekabet oluşturduğu, yargılama sırası unvanın başına Doğal sözcüğü getirildiği savunulmuş ise de bunun sonuca etkili olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve esasen, usul hükümlerine göre, her davanın dava tarihindeki hukuki durum ve şartlara göre incelenip sonuçlandırılmasının zorunlu olmasına, davacının çok önceden beri unvan olarak kullandığı ve bilahare tanınmış marka statüsüne de alınan sözcüklerin daha sonra davalı tarafından unvan olarak aynen alındığının anlaşılmasına ve bu sözcüğün davalı şirketin kurucu ve büyük ortağının soy ismi olsa dahi isim ve soy isim de yer alan sözcüklerin, iyi niyet kuralları dahilinde unvan olarak kullanılmasının mümkün olması karşısında, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, davacı vekili duruşmaya gelmediğinden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 2.080.000 lira temyiz ilam harcından peşin harcın mahsubu ile temyiz edenden alınmasına, 31.10.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy