(2709 S. K. m. 36) (6762 S. K. m. 56, 57) (YHGK. 20.04.1994 T. 1993/11-965 E. 1994/252 K.)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Bursa Asliye 2. Ticaret Mahkemesince görülerek verilen 17.4.2000 tarih ve 1997/190 - 129 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin her çeşit marka araçlarının alım satımını yapma yetkisi veren belgeye sahip olduğunu, Suzuki marka araçların bölge bayii olan davalının bastırdığı ve dağıttığı el ilanlarında müvekkilin ticari faaliyetini karalayıcı hakaretamiz ifadeler kullandığını, bunun TTK'nun 57/1. maddesi anlamında haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek 1 milyar TL. manevi tazminatın faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili yetkili bayi olmadığı halde Suzuki marka araçların satışını yapan davacıya karşı ilanların tüketicilerin uyarılması amacıyla bastırıldığını ve savunma amaçlı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar doğrultusunda davalının Suzuki marka araçların yetkili bölge bayisi olduğu davalıya alım satıma yetki veren belgenin bayilik alması gerekmeyen araçlara ilişkin olduğu, davacının Suzuki marka araçları daha düşük fiyatla sattığı, buna karşılık davanın tüketicilerin aydınlanması amacıyla meşru rekabet sınırları içinde kalarak ilanları bastırdığı, haksız rekabet eylemini yapan tarafın davacı taraf olduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, haksız rekabet iddiasına dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, davalının bastırıp dağıttığı el ilanlarının haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı noktasında toplanmaktadır.
İlanlarda davacının kendini Suzuki marka araçların yetkili satıcısı olarak tanıtıp, resmi daireleri, bankaları sahtekarlık yaparak yanıltmaya çalıştığı, yetkili bayi gibi görünmenin sahtekarlık olduğu ifadelerine yer vermiştir.
Davalının kendisinin yetkili bayi olduğu halde davacın bu marka araçları (sıfır olarak) sattığını kanıtlamış olması dahi ilan metninde geçtiği gibi ispata muhtaç, itham ve isnatlar içeren ifadeleri kullanma hakkı yoktur. Davalı, davacının haksız rekabet yaptığı iddiasında ise yasal yoları kullanarak hakkına kavuşması mümkün ve gerekli iken, var olduğunu düşündüğü hakkını, ilanlar dağıtarak elde etmeye kalkışması hukuken benimsenecek bir tavır değildir. 1982 Anayasa'sının hakarama hürriyeti başlıklı 36. maddesinde herkes, meşru vasıta ve yolardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir hükmüne yer verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 20.04.1994 tarih ve 1993/11-965 E., Dairemizce de benimsenen 1994/252 K. Sayılı ilamında TTK.'nun 57/6.1 ve 6.3'te yazılı eylemlerin dürüstlük kuralına aykırı bir haksız rekabet durumu oluşturduğu, davalının kullandığı ilan ve reklamların müşterilerin göz, kulak ve zihinlerinde yarattığı etki bakımından kolaylıkla karşı taraf ile bağ kurulmasına yol açabilecek nitelikte olması ve teamülün kabul ettiği toleransı aşması halinde haksız rekabet halinden bahsedilebileceği açıklanmıştır.
Bu durumda mahkemece, davalının dağıttığı ilanların TTK. nun 56. ve 57/1. maddeleri uyarınca haksız rekabet oluşturduğu ve meşru rekabet ve tüketicilerin uyarılması sınırlarını açtığı kabul edilmek ve davacının manevi tazminat talebi değerlendirilmek, sonucuna göre kara verilmek gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddi, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı şirket yararına BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy