(6762 S. K. m. 330, 355, 365, 416, 417)
Dava: Taraflar arasındaki davanın (Ankara Dördüncü Asliye Ticaret Mahkemesi)nce görülerek verilen20.4.2000 tarih ve 1999/605 - 2000/174 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacılardan R. ve davalılardan V. İşlt. AŞ. vekili tarafından istenmiş olmakla dava dosyası için tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile eşi A. ve oğlu A.'nın davalı şirketin %40 payına sahip ortağı olduklarının diğer iki payın müvekkilinin annesi ve kardeşine ait olduğunu, diğer ortaklardan davalı Ö.'in 8.1.1999 tarihli sözleşmeyle müvekkillerine tanınan önalım hakkını hiçe sayarak bir kısım paylarını davalılardan L. ve M.'a devrettiğini ileri sürerek, anılan davalılar adına olan pay kayıtlarının iptali ile müvekkili adına tescilini, birleştirilen Ankara Dördüncü Ticaret Mahkemesi'nin 1999/645 Esas sayılı davasında, 11.1.1999 tarihli doğan genel kurulda müvekkili ile annesi Ö. ve kardeşi S.'nın üç yıl için yönetim kuruluna verildiğini, denetçinin yetkisini aşarak yeni yönetim ve denetim organlarının seçim gündemiyle çağırdığı 29.11.1999 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların batıl olduğunu ileri sürerek, bu kararların yok hükmünde sayılmasını, birleştirilen Ankara Dokuzuncu Ticaret Mahkemesi'nin 2000/3 Esas sayılı davada, usulsüz ve ortak sıfatı bulunmayan kişilerin katılımı ile yapıldığını ileri sürdüğü 29.11.1999 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların iptalini talep etmiştir.
Birleştirilen Ankara Birinci Ticaret Mahkemesi'nin 2000/110 Esas sayılı davasında ise, A. kendi adına asaleten ve oğlu A.'ya velayeten, yetkisiz kişilerin katılımı ile yapıldığını ileri sürdüğü 29.11.1999 tarihli genel kurulun iptalini ve M. ve L.'in ortaklık kayıtlarının terkini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, davalılardan L. ve M.'ın şirket bilanço değerinin çok üzerinde fiyatla şirket payını satın aldıklarını, davalar davalıların iyiniyetli üçüncü kişi durumunda olduklarını ve başkalarınca yapılan sözleşmenin kendilerini bağlamadığını, devreden Ö.'in 22.12.1998 tarihli yönetim kurulu kararı ile izin aldığını, olağanüstü genel kurul toplantısının yasaya ve anasözleşmeye uygun olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, sunulan ve toplanan kanıtlara dayanılarak, davacı R. ile davalı şirketin diğer ortakları Ö. ve S.'ya arasındaki Şufa sözleşmesinin iyiniyetli olsun olmasın pay devralan üçüncü kişi durumundaki diğer davalıları bağlamayacağı, şuf'a hakkı sahibi davacının payını başkalarına devreden davalı Ö.'den tazminat talep edebileceği, TTK. nun 365. ve 355. maddelerinde öngörülen zaruri ve müstacel halin gerçekleşmediği halde denetçinin yetkisini aşarak yaptığı çağrı üzerine toplanan 29.11.1999 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların hükümsüz olduğu, 22.10.1998 tarihli yönetim kurulu kararına göre ortaklardan Ö.'in paylarının bir kısmını devretmesinin anasözleşmeye uygun olduğu ve devralanların satın aldığı payların pay defterine kaydedildiği, bu kişilerin genel kurula katılmalarının da aykırılık taşımadığı gerekçesiyle, asıl dava ile birleştirilen Ankara Dokuzuncu Ticaret Mahkemesi'nin 2000/3 esas, Ankara Birinci Ticaret Mahkemesi'nin 2000/110 Esas sayılı davalıların reddine, birleştirilen aynı mahkemenin 1999/645 Esas sayılı davasının ise kabulü ile 29.11.1999 tarihlyi şirket olağanüstü genel kurulunda alınan kararların yok hükmünde olması nedeniyle hükümsüzlüğünün tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davacılardan R. vekili ile davalılar V... AŞ. vekili temyiz etmişlerdir.
Davadaki uyuşmazlık, anonim şirketin nama yazılı paylarından bir kısmının paydaşlardan Ö. tarafından, ortak olmayan iki kişiye devrinin şirket anasözleşmesine ve bir kısım ortaklar arasında imzalanan ve pay devrinde mevcut ortaklara öncelik tanıyan 8.1.1999 tarihli sözleşmeye aykırı olduğu ve iptali gerektiği, denetçinin yasal koşullar bulunmadığı halde yaptığı çağrı ile toplanan 29.11.1999 tarihli olağanüstü genel kurulun hem bu nedenle, hem de geçersiz devir nedeniyle paydaş sıfatı taşımayanların katılarak oy kullanmalarından dolayı yok sayılması ve pay defterindeki ortaklık kaydının iptali gerektiği savından kaynaklanmaktadır.
Mahkemece, 8.1.1999 tarihli sözleşmenin pay devrolan davalılar M. ve L.'i bağlamayacağı, pay devrinin geçerli olduğu gerekçesiyle asıl ve birleştirilen Ankara Dokuzuncu Ticaret Mahkemesi'nin 2000/3 ve Ankara Birinci Ticaret Mahkemesi'nin 2000/110 sayılı davaların reddine, birleştirilen diğer davaya konu istemin kabulü ile denetçinin usulsüz çağrısı ile yapılan genel kurul toplantısının iptaline karar verilmiştir.
TTK.nun 416. maddesi hükmü uyarınca nama yazılı paylarla ilgili ilmühaber veya pay senedinin çıkarılmamış olması halinde şirket anasözleşmesinde aksine bir hüküm yoksa bir ortağın nama yazılı payını başkasına satması geçerli olup, aynı Yasanın 417. maddesine göre pay defterine kaydedilmesi ile şirkete karşı da hüküm ifade etme gücü kazanır.
Somut uyuşmazlıkta ise, şirket ortaklarından davacı R. ile Ö. ve S. arasındaki 8.1.1999 tarihli sözleşmeyle bu ortaklardan birinin payını devretmek istemesi halinde, önce sözleşme tarafı olan diğer iki ortağa önalım olanağını kullandırılması öngörülmüştür. Ortaklardan Ö. ise, değinilen yükümlülüğü yerine getirmeden paylarının bir kısmını anılan kişilere satmıştır. Bu sözleşme, tarafı bulunmayan devralanları bağlayıcı değer taşımasa bile şirket anasözleşmesinin pay devrine ilişkin 6. maddesi ile payların satışının yönetim kurulunun yazılı izniyle veya tüm ortakların muvafakatı alındıktan sonra mevcut pay sahiplerinin yapacakları, özel bir toplantıda verecekleri, kararla onaylanmadıkça, geçerlilik kazanmayacağı yolundaki hükümle öngörülen prosedürü uyulmaksızın, yani yönetim kurulunun yazılı izni ve ortaklar özel toplantısında alınmış aynı bir onay kararının bulunmaması karşısında pay devri şirkete karşı hüküm ifade etmez. Bir başka anlatımla, anasözleşmenin 6. maddesinde öngörülen pay devri ile ilgili izin ve onay işlemleri yerine getirilmeden yazılı sözleşmeyle pay devrinin yapılması şirkete karşı geçerlilik kazanmayacağı gibi, sözleşmeden ve genel kuruldan sonra TTK.nun 330. maddesine aykırı biçimde pay devir sözleşmesi taraflarının katılımı ve oyu ile verilen onaya ilişkin 22.12.1999 tarihli yönetim kurulu kararına da bir değer izafe edilmeyeceğinden, asıl ve birleştirilen 2000/3 sayılı davaların kabulü yerine reddi yolunda verilen kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma kapsam ve içeriğine göre, davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacılardan R.'ın temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bu davacı yararına (BOZULMASINA), 2. bentte açıklanan nedenlerle davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmemesine, 100.000.000.- lira duruşma vekillik ücretinin davalılardan alınarak davacı R.'a verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harçların istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 7.11.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy