(CMR m. 2) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki davanın İstanbul 3.Asliye Ticaret Mahkemesince görülerek verilen 26.01.2000 tarih ve 1999/243-2000/22 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının 1.800 DM fatura borcunu ödememesi üzerine başlatılan icra takibine haksız yere itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve icra-inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlar doğrultusunda dava dilekçesinde alacağın nasıl oluştuğu hakkında bir açıklama bulunmadığı, davacı kanıtlarından navlun ücretinin ödenmemesi iddiasıyla takibe geçildiğinin anlaşıldığı, CMR kaydı içeren taşıma senedine göre, taşıtanın davalı şirket, taşıyıcının dava dışı Reysaş adında bir şirket olduğu, bu şirketin taşıma işini davacı şirkete alt taşıyıcı olarak verdiği, taşıma işleminin davacı tarafından gerçekleştirildiği, satışın CIF satış olduğu, davacı tarafın taşıma sözleşmesinin davalı ile aralarında yapıldığını kanıtlaması gerektiği, oysa davacının bunu kanıtlayamadığı, açıklanan davacı kanıtlarına göre, alt taşıyıcı olan davacı şirketin navlun alacağı varsa bunu dava dışı Reysaş adındaki üst taşıyıcıdan istemesi gerektiği, aralarında doğrudan bir sözleşme bağı bulunmayan davalıdan isteyemeyeceği, öncelikle pasif husumet yokluğu nedeniyle davacıya yemin önerme hakkının hatırlatılmasına gerek duyulmadığı gerekçeleriyle davanın pasif husumet ehliyetinin bulunmaması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taşıma sözleşmesinden doğan navlun alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
Dosyada mevcut taşıma senedine, navlun alacağına ilişkin düzenlenen faturaya, davalının davacıya yaptığı taşıma teklifine ilişkin çektiği faks mesajına göre, davacının alt taşıyıcı olarak taşımayı gerçekleştirdiği ve navlun alacağının muhatabının davalı olduğu anlaşılmaktadır.
CIF satış nedeniyle navlun alacağının önceden ödendiğine ilişkin olarak taşıma senedine konulan kayıt, alıcı ile satıcı arasındaki hukuki ilişki ile ilgili olup, bu kayıttan navlun borcunun satıcı durumundaki davalı taşıtan tarafından taşıyıcı durumundaki davacıya ödendiği sonucuna varılamaz. Bu itibarla, mahkemenin taşıma senedinde kayıt ile ilgili aksi yöndeki gerekçesinde isabet olmadığı gibi davacının navlun alacağına ilişkin dayandığı kanıtların toplanmasına gerek görülmemesi dahi yerinde değildir. Kaldı ki, davalı navlun borcunu ödediğini de savunma olarak ileri sürmemektedir.
Bu durumda mahkemece, davalının malları davacıya taşıttığı dolayısıyla navlun alacağına ilişkin pasif husumet ehliyetinin bulunduğu kabul edilerek davacı kanıtların toplanıp sonucuna göre karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçelerle işin esasına girilmeyerek davanın usulden reddi, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı şirket yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.10.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy