(818 S. K. m. 42, 43)
Dava: Taraflar arasında görülen davada E. 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 01.02.2000 tarih ve 1995/234 - 2000/9 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 21.11.2000 günde davacı avukatı İbrahim Kanlıöz ile davalı avukatı Şakir Kaleli gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Hüseyin Ulus tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının E. İlçesinde bulunan müvekkiline ruhsatlı AR.50746 sayılı maden sahasından 3.935.988 m3 kaçak pomza madeni çıkararak otoyol yapımında dolgu malzemesi olarak kullandığını, bu yer için 11.06.1991 tarihli taş ocağı ruhsatını alarak durumunu meşrulaştırmaya çalıştığını, oysa müvekkilinin 23.01.1991 tarihli maden ruhsatı başvurusunun öncelik hakkı verdiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hak saklı kalmak üzere şimdilik 50.000.000.000.-TL.sının faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin dava konusu yerden, taşeronları olduğu Karayolları Genel Müdürlüğü adına, 20.06.1991 tarihinde taş ocağı açma ve işletme ruhsatı çıkartılmasından sonra maden niteliği olmayan dolgu maddesi aldığını, davacı o tarihte duruma muttali olduğu için zamanaşımının dolduğunu, işverenleri Karayolları tarafından bu yerin ariyet ocağı olarak gösterilmesi nedeniyle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacı başvurusunun bu projeden sonra olduğunu; ancak fahiş fiyatla nakliye taşeronluğu alabilmek amacıyla 14.03.1991 tarihinde müvekkiline 10 yıldır maden işlettiğini bildirdiğini, ayrıca o yerde maden bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve yaptırılan bilirkişi incelemeleri sonucuna göre, davalının davacı şirket adına ruhsatlı sahadan kaçak pomza madeni çıkarmak suretiyle davacıya 383.198.718.194.50 TL zarar verdikleri gerekçesiyle, taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, davacı adına ruhsatlı sahaya tecavüz edilerek pomza madeni çıkartılması suretiyle oluşan zararın hesaplanmasında olay tarihinin nazara alınması gerekirken, davalı tarafından çıkartılan pomza madeninin dava tarihindeki değerlerinin hükme esas alınması yerinde görülmediğinden, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.11.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy