(5846 S. K. m. 70) (1136 S. K. m. 164)
Dava: Taraflar arasındaki davanın İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce görülerek verilen 21.12.1999 tarih ve 1997/1072-1999/1231 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin Almanya'daki TOKAİ SEIKI GmbH Firması'nın lisansı ile uluslar arası standartla TOKAİ markası adı altında 5 çeşit çakmak ürettiğini, davacıya ait Tokai (m3L) subapsız dolmayan tip çakmak ile davalı tarafından satılan TOP marka subapsız çakmağın ve TOKAİ (P4R) elektronik çakmak ile star marka elektronik çakmağın birbirinden ayırt edilemeyecek derecede kalitesiz kopyaları olduğunu bu durumun şekil ve dizaynı tescilli markaların muhtelif markalarla satışa arzının Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkındaki KHK. ve TTK. hükümlerine göre tasarım hakkına tecavüz ve dizayn kopyacılığı dolayısıyla haksız rekabet oluşturan eylemler olduğunu ileri sürerek, davalının eyleminin haksız rekabet ve tasarım hakkına tecavüz oluşturup oluşturmadığının tespitine, haksız rekabetin ve tasarım hakkına tecavüzün önlenmesine, haksız rekabet neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, taklit çakmakların imhasına, üretimde kullanılan araç, kalıp vs. makinenin imhasına, 330.000.000 lira maddi ve 300.000.000 lira manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalı şirketin satmakta olduğu çakmaklarla, davacı tarafından üretilen çakmaklar arasında şekil ve yapı olarak çıplak gözle hemen fark edilebilecek farklar bulunduğunu, teknik zorunluluk olarak çakmakların aynı şekilde üretilmek durumunda olan ürünlere ait bir dizayn olduğunu davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporlarına nazaran, davacıya ait (M3L) dolmayan tip çakmak ile davalıya ait TOP marka ve davacıya ait (PYR) elektronik çakmak ile davalıya ait STAR marka çakmağın ayniyet derecesinde birbirine benzediği, çakmakların birbirine benzemelerinin teknik bir zorunluluk olmadığı, çakmak modellerinin 554 sayılı KHK. ye göre davacı adına tescilli olmaması nedeniyle olayın TTK. nun haksız rekabet hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiği, TOKAİ marka çakmakların Türkiye'de ilk kez davacı tarafından üretildiği veya kullanıldığı, Alman firması ile davacı arasındaki lisans anlaşmasına göre davacıya lisans ürünlerin üretimi ve dizayn kullanması hakkının verildiği, bu durumda davalının eyleminin haksız rekabet teşkil ettiği gerekçeleriyle, davalının dükkanında satışa sunduğu (Top ve Star marka) çakmakların davacının Tokai marka (M3L) ve (PYR) çakmak modelleriyle ayniyete varacak benzerlik bulunduğundan, davalının eyleminin haksız rekabet olduğunun tespiti ile vaki tecavüzün önlenmesine, taklit çakmak üretimde kullanılan makine aksamlarının imhasına, hüküm özetinin ilanına, (277.777.000) lira maddi ve takdiren (200.000.000) lira manevi tazminatın haksız rekabetin tespit olunduğu 24.2.1997 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraflar vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-) Ancak, davacı vekili dava dilekçesinde haksız rekabete neden olduğu ileri sürülen TOP ve STAR markalı çakmakların imhasını da talep ettiği halde, bu hususta olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi hatalı olmuştur.
3-) Davacı, dava dilekçesinde 9 davalı için toplam 2.500.000.000 lira maddi tazminat istemiş, dosyaların tefriki üzerine davalı için bu talebin 330.000.000 lira olduğunu açıklamıştır. Bu durumda mahkemece davacının her bir dosyada her bir davalı için talep ettiği miktarlar toplamının 2.500.000.000 lira olması halinde müddeabih artırımından söz edilemeyeceğinden, istemin tamamen kabulü gerekirken, toplam talebin davalı sayısıyla bölünmesi suretiyle elde edilen miktara hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.
4-) Yine, dava tarihi itibarıyla davacı yararına hükmedilen maktu vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarife'sinin 21/2. maddesi uyarınca %50 oranında artırılarak belirlenmesi gerekirken bu hususun gözden kaçırılması yanlış olmuştur.
5-) Öte yandan, davacı yararına hüküm altına alınan maktu vekalet ücretinin fahiş olarak 4.000.000.000 lira olarak saptanması da hatalı olup, açıklanan nedenlerle kararın bozulmasını gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2), (3) ve (4). Bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin, (5) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın taraflar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harçların istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 23.10.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy