(6762 S. K. m. 309, 346) (818 S. K. m. 41)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Terme Asliye Hukuk Mahkemesince görülerek verilen 29.2.2000 tarih ve 1997/263-2000/68 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilin dava dışı Yonpaş A.Ş. ne ait fabrikada işçi olarak çalıştığı sırada toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacağının ödenmemesi üzerine mahkemeye başvurup davayı kazandığını, ancak davalının kötü yönetimi sonucu şirketin iflas ettiğini, mahkeme kararına rağmen müvekkilin alacağını tahsil edemediğini TTK.309-346. maddeleri gereğince davalının sorumluluğu bulunduğunu ileri sürerek, 22.130.390. TL nın müflis şirket hakkında açılan dava tarihi olan 5.7.1993 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile mevduat faizi arasındaki farkın, ya da DİE'nün belirlediği yıllık enflasyon oranları gözönünde tutularak bulunacak farkın munzam zarar olarak davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, dava dışı Yonpaş A.Ş. de hiçbir zaman yöneticilik yapmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, ticaret sicil memurluğu yazısına göre, davalının Yontaş A.Ş. ve Yonpaş A.Ş.nin yönetim kurulu üyesi yada ortağı olmadığı gibi A.Ş. lerde ortağın ya da yönetim kurulu üyesinin sorumlulukları bulunmayıp, doğrudan şirketin sorumluluğuna gidilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
T. Ticaret Kanunu'nda şirketin kötü yönetilmesi nedeniyle zarar gören alacaklıların, kendi nam ve hesabına yönetici aleyhine dava açma hakkı tanınmıştır. Ayrıca, şirket yöneticilerinin eylemlerinden doğrudan doğruya zarara uğrayan alacaklıların, Borçlar Kanunu'nun 41. vd. maddeleri gereğince tazminat davası açabilecekleri benimsenmiştir. Diğer taraftan, yönetim kurulu üyelerinin basiretsiz ve kusurlu yönetimleri sonucu ortaklık iflas etmiş ve borçlarını ödememiş ise, borçtan, yönetim kurulu üyeleri kişisel olarak sorumlu tutulmuşlar ve zarar gören alacaklıların doğrudan dava açabilecekleri doktrinde kabul görmüştür (Prof. Dr. H.Domaniç, Anonim Şirketler Hukuku ve Uygulaması, İst. 1988, C.II. sh. 649 vd. Prof. Dr. T.Ansay, Anonim Şirketler Hukuku Ankara, 1964 sh. 147, G. Eriş, Anonim Şirketler Hukuku, sh. 304, 299, 310 vd.)
Bu durumda, mahkemece, her iki şirkete ait ticaret sicil dosyalarının istenilip, davalının şirketlerin yöneticisi olup olmadığı, yönetici olduğu belirlendiğinde, şirketin tüm işlerinin davalı tarafından yürütülüp yürütülmediği, davalının yönetiminin şirketin iflasında etkili olup olmadığı, her iki şirket kayıtları üzerinde uzman bilirkişi aracılığı ile inceleme yaptırılıp belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekir iken, yazılı şekilde eksik inceleme ve ortağın yada yönetim kurulu üyesinin sorumluluğunun sözkonusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.10.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy